Hoşgeldin misafir ( Giriş | Kayıt ) Etkinleştirme E-Postasını Yeniden Gönder



Sayfa: (7) [1] 2 3 ... Son » ( İlk okunmamış iletiye git ) Reply to this topicStart new topicStart Poll

» Şeriatın Kadın Avı Sürüyor., kadin dergisine bile tahammülleri yok
kitapsiz
Gönderme: Mar 15 2008, 00:13 AM
Quote Post


Administrator
***

Grup: Admin
Mesaj: 10423
Katılım: 12-March 08
Üye No: 1

Status: Offline



Şeriatla yönetilen ülkelerde baskılar son dönemde arttı

user posted image
Son dönemde İslam ülkelerinde "şeriat kurallarına uymadıkları" gerekçesiyle özellikle kadınları hedef alan ve bazen ölümle sonuçlanan şiddet olayları giderek artıyor. "Şeriat kurallarına uymayan" erkekler de ölüm cezasıyla karşı karşıya kalıyor.

Cumhuriyet Gazetesi'nin haberine göre Suudi Arabistan'da finans danışmanlığı yapan bir işkadını, erkek meslektaşıyla başkent Riyad'daki Starbucks'ta iş görüşmesi yaptığı sırada din polisi tarafından "akrabası olmayan bir kişiyle oturduğu" gerekçesiyle tutuklandı. İngilizce yayımlanan Arab News gazetesinin haberinde, üç çocuk sahibi 40 yaşındaki Yara 'nın Suriyeli erkek meslektaşıyla toplantı yaptığı sırada baskın yapan "Fazileti Teşvik ve Haysiyetin Korunması Komisyonu" üyesi polisler tarafından tutuklanarak hapishaneye götürüldüğü ve tepeden tırnağa soyularak sorgulandığı belirtildi.

Gazeteye gözyaşları içinde açıklama yapan kadın, " akrabası olmayan bir erkekle yakalandığına" dair bir itiraf kâğıdı imzalamaya zorlandığını belirterek "Başka şansım yoktu. Hayatımdan endişe ediyordum" diye konuştu. Suudi kadın, hücrede birkaç saat tutukluluktan sonra kocası tarafından kurtarılırken, Suriyeli meslektaşının halen tutuklu olduğu bildirildi. Kadın, çalıştığı şirketin Riyad'da açılan şubesini incelemek üzere Cidde'den geldiğini, şubedeki elektrik tesisatının tamamlanmasını beklemek üzere iş arkadaşıyla Starbucks'taki "aile" bölümüne oturduklarını ve işle ilgili konularda sohbet ettiklerini söyledi.

5 bin 'Mutavin' var

Hapishanedeki polislerin "yalnız yolculuk yaptığı" gerekçesiyle tutuklandığını söylediklerini belirten Suudi kadın, eşini aramasına izin verilmediğini ifade etti. Bir din adamıyla da görüştürüldüğünü kaydeden kadın, "Bana meslektaşımın sık sık birlikte gezdiğimizi itiraf ettiğini ve işlediğim suçun büyük olduğunu söylediler" diye konuştu.

Suudi Arabistan'da kadınların akrabası olmayan erkeklerle gezmek için bir erkek vasisinin yazılı iznini yanında bulundurması gerekiyor. Ülkede sayıları 5 bini bulan ve halkın şeriat kurallarına uygun yaşayıp yaşamadığını kontrol eden "Mutavin" adlı din polisleri, özellikle kadınlar üzerinde büyük bir baskıya sahip. Mutavinler, 2002'de Mekke'deki bir okulda çıkan yangından kaçmaya çalışan 15 genç kızı dini kurallara uygun giyinmedikleri gerekçesiyle engellemiş, kızları kurtarmaya çalışan itfaiyecileri de "günah" olduğu gerekçesiyle durdurmuştu. Artan tepkiler üzerine İçişleri Bakanlığı geçen sene Mutavinlerin halkı tutuklamasına sınır getiren bir yasayı kabul etmişti.

BM ayrımcılığı kınadı

Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Ayrımcılık Komisyonu da, geçen cuma yayımladığı raporda Suudi Arabistan'da kadınlara yönelik ayrımcılığı kınadı ve Mutavinlerin gözaltındaki bazı ölüm olaylarından sorumlu olduğu iddialarına yer verdi.

Gazeteciye ölüm cezası

Afganistan'da "İslama hakeret ettiği ve kadınların İslamdaki yerini yanlış yorumladığı" öne sürülen bir makaleyi internet üzerinden dağıttığı gerekçesiyle 23 yaşındaki gazeteci ve öğrenci Pervez Kambakş 'ın ölüm cezasına çarptırılması, uluslararası kamuoyunda da büyük tepkiye yol açtı. Senatonun da ölüm cezasını onayladığı Kambakş'ın serbest bırakılması için gösteriler ve kampanyalar sürüyor.

İçki içen erkeğe idam

"Şeriat kurallarının ihlali" suçlamasıyla idamın çok sık uygulandığı İran'da ise iki kız kardeş, geçen günlerde zina yaptıkları iddiasıyla "recm" cezasına çarptırıldı. Kardeşlerden Zühre 'nin (27) kocası, eve gizlice yerleştirdiği kameradaki görüntülerde eşini başka erkeklerle beraber gördüğünü söyledi. Daha sonra eşi ve işbirliği yapmakla suçladığı kız kardeşi Azar hakkında dava açtı. Yargılanan iki kız kardeş zinadan suçlu bulunarak önce 99'ar kırbaç cezasına çarptırıldı, ancak daha sonra cezaları recme çevrildi. Erkeklerle görüştüklerini kabul eden, ancak cinsel ilişkiye girdikleri yolundaki suçlamaları reddeden kardeşlerin avukatı da "Taşlamayla ölüm cezasını gerektirecek hiçbir yasal delil olmadığını, buna karşın Yüksek Mahkeme'nin recm cezasını onayladığını" belirtti.

Ülkede geçen ay bir kadın dergisi de "toplumun psikolojik güvenliğini bozma ve ruh sağlığını tehlikeye sokma" gibi gerekçelerle kapatılmıştı.

Yine İran'da içki içen 22 yaşındaki Muhsin, bu hafta içinde ölüm cezasına çarptırıldı. Avukatı müvekkilinin içki yüzünden daha önce 3 kez tutuklandığını ve her defasında da kırbaçlandığını söyledi

Kaynak:
http://www.vatanim.com.tr



--------------------
Türklerin kutsal kitabı NUTUK`tur

user posted image
PM
Top
botanical
Gönderme: Mar 15 2008, 01:09 AM
Quote Post


Administrator
***

Grup: Admin
Mesaj: 2033
Katılım: 13-March 08
Üye No: 5

Status: Offline


Şeriatın en önemli malzemesi kadındır zaten mad.gif


--------------------
Aklın Sokrates'ten bu yana, yobazlık ve hurafeye karşı açtığı savaş henüz kazanılmış değildir.
Isaac Asimov
PMEmail Poster
Top
kemalistcan
Gönderme: Mar 17 2008, 17:59 PM
Quote Post


admin
***

Grup: Admin
Mesaj: 1333
Katılım: 17-March 08
Üye No: 8

Status: Offline


Bundan 150 sene önce avrupadaki kadınlar seçme ve seçilme hakkını istediklerinde kadınların aşağı cinsiyet oldukları çünkü; havvanın elmayı yeyip insanoğlunun lanetlenmesine neden olduğu, tanrının(isanın) erkek olduğu,incildeki "kadına doğum acısını bilhassa verdim." gibi ayetlerin olduğu ileri sürülerek şiddetle karşı çıkılmıştı.

Bazıları kadının özgürlüğünü ekonomik özgürlüğe indirgemek istemektedir. Oysa en büyük özgürlük cinsel özgürlüktür. Burdaki cinsellik salt seks değildir elbette. Nasıl giyineceğinden tutun da nasıl konuşacağına, toplum da nasıl davranması gerektiğine, toplumdaki rolüne kadar toplumsal bir yaradır.

Toplumdaki namus kavramı kadınların çok canını yaktı. Ki her seferinde erkeklerin namussuzlukları örtülerek.


--------------------
«…Tehdit esasına dayanan ahlâk, bir fazilet olmadıktan başka güvene de lâyık değildir.…» Mustafa kemal ATATÜRK
PMEmail Poster
Top
mistral
Gönderme: Mar 17 2008, 18:18 PM
Quote Post


Administrator
***

Grup: Admin
Mesaj: 4451
Katılım: 12-March 08
Üye No: 2

Status: Offline


QUOTE (kemalistcan @ Mar 17 2008, 02:59 PM)
Bundan 150 sene önce avrupadaki kadınlar seçme ve seçilme hakkını istediklerinde kadınların aşağı cinsiyet oldukları çünkü; havvanın elmayı yeyip insanoğlunun lanetlenmesine neden olduğu, tanrının(isanın) erkek olduğu,incildeki "kadına doğum acısını bilhassa verdim." gibi ayetlerin olduğu ileri sürülerek şiddetle karşı çıkılmıştı.

Bazıları kadının özgürlüğünü ekonomik özgürlüğe indirgemek istemektedir. Oysa en büyük özgürlük cinsel özgürlüktür. Burdaki cinsellik salt seks değildir elbette. Nasıl giyineceğinden tutun da nasıl konuşacağına, toplum da nasıl davranması gerektiğine, toplumdaki rolüne kadar toplumsal bir yaradır.

Toplumdaki namus kavramı kadınların çok canını yaktı. Ki her seferinde erkeklerin namussuzlukları örtülerek.

Ekonomik özgürlüğü olmayanın cinsel bir özgürlüğü olabilir mi? bence olamaz..... aslında bütün sorun erkeklerin mantalitesinde yatıyor, yani namusu sadece kadın namusu olarak gören ve gördürmeye çalışan zihniyetin ve erkeklerin algılama biçimlerinin değişmesi lazım...

Önce cinsel özgürlüğünü kazanan kadınların, sokak ortalarında kocaları babaları veya abileri tarafından öldürüldüğünü dövüldüğünü hep görüyoruz, bu o kadar çarpık bir olay ki ve tamamen erkeklerin uydurması olması da tamamen kendi namussuzluklarını örtbas etmek için....

Neden erkek namus davası yapılmıyor da kadın söz konusu olduğunda namus davası yapılıyor.... erkeklerin koyduğu toplumsal bir kural olduğu için... erkek aldatırsa elinin kiri, kadın aldatırsa kötü kadın, hemen oracıkta vur...

Ekonomik gücün varsa ve zihnen bazı dayatmaları aşmışsan şayet zaten özgürlük de vardır... ekonomik güç herşey, bugün ülkeler bile ekonomik güçleri oranında bağımsız ve güçlü...


--------------------
Boşuna kendinizi kandırmayın; sürekli yaptığınız şey neyse siz osunuz...

Aristo

PMEmail Poster
Top
kemalistcan
Gönderme: Mar 17 2008, 22:35 PM
Quote Post


admin
***

Grup: Admin
Mesaj: 1333
Katılım: 17-March 08
Üye No: 8

Status: Offline


Bakın ekonomik özgürlüğü yadsıyor değilim. Ancak Turgut Özalın kızı zeynep özal bile evlenmeden nişalısından şiddet görüyorsa ve evlenince de hastanelik oluyorsa işin rengi değişir.Ya da işi gücü olduğu halde bankamatik kartı kocasında duruyorsa...

Cinsel özgürlük(cinsiyetsel özgürlük) ekonomik dinamiklerin, üretim araçlarının hakimini belirler. Ülkemizde öğretim üylerinin yarısına yakını kadın ancak iş dekanlık, rektörlük gibi yerlere geldiğinde işin rengi değişiyor...


--------------------
«…Tehdit esasına dayanan ahlâk, bir fazilet olmadıktan başka güvene de lâyık değildir.…» Mustafa kemal ATATÜRK
PMEmail Poster
Top
mistral
Gönderme: Mar 17 2008, 23:13 PM
Quote Post


Administrator
***

Grup: Admin
Mesaj: 4451
Katılım: 12-March 08
Üye No: 2

Status: Offline


QUOTE (kemalistcan @ Mar 17 2008, 07:35 PM)
Bakın ekonomik özgürlüğü yadsıyor değilim. Ancak Turgut Özalın kızı zeynep özal bile evlenmeden nişalısından şiddet görüyorsa ve evlenince de hastanelik oluyorsa işin rengi değişir.Ya da işi gücü olduğu halde bankamatik kartı kocasında duruyorsa...

Cinsel özgürlük(cinsiyetsel özgürlük) ekonomik dinamiklerin, üretim araçlarının hakimini belirler. Ülkemizde öğretim üylerinin yarısına yakını kadın ancak iş dekanlık, rektörlük gibi yerlere geldiğinde işin rengi değişiyor...

Zengin ve güçlü bir babanın kızı olmak, erkek zorbalığını engellemekte yetersiz kalabilir, sözünü geçiremeyen erkek, fiziksel üstünlüğünün verdiği güçle şiddete başvurur, burdaki problem direkt erkekten kaynaklanmaktadır...

Hem cins olarak hem de üretimi ele geçirerek üste çıkan erkek zorbalığı, haksız yargılar üreterek ve haksızca bir toplumsal düzen anlayışı kurarak bir kadını sömürü düzeni yarattı...kadını tutsaklaştırdı....

Kadının erkek karşısındaki bağlılığını daha da pekiştirmek için dinleri kullandı, tanrı emri olarak erkeklerin üstün olduğuna dair emirler çıkarıldı, kadının yeri ailesi ve evi oldu. Ev kadınlığı ve analık yüceltildi...kadınlar, sanattan da bilimden de uzaklaştırıldı.... hep, bir kadının erkeğin peşine düşmemesi, erkeği ilk olarak öpmemesi, erkeğe ilk olarak aşkını açmamsı gibi çok normal olması gerekenleri kadına yakışmaz diyerek engelledi...Bu arada evli kadınların en sadık olması öğütlenirken, erkeği ayartma dersleri verdiler, bu riyakar davranış bile kadınları uyandırmadı ve ne yazık ki, kadınlarda bunlara inanıp erkeklerin her dediğini içselleştirdi ve o şekilde hayata bakış açısını yönlendirdi...

Kadın ancak, dinsel dogmaların, geleneklerin, kendine öğretilenlerin dışına çıkarak zincirlerini kırabilir ve kendi özgürlüğüne kavuşabilir.... fakat bunu kadın yalnız başına yapamaz, bunun olması için bu gerçekleri gören erkeklere de ihtiyaç vardır....


--------------------
Boşuna kendinizi kandırmayın; sürekli yaptığınız şey neyse siz osunuz...

Aristo

PMEmail Poster
Top
mistral
Gönderme: Jun 16 2008, 17:27 PM
Quote Post


Administrator
***

Grup: Admin
Mesaj: 4451
Katılım: 12-March 08
Üye No: 2

Status: Offline


Irak'ta savaşın en ağır faturası kadına

BAĞDAT (İHA) - Irak'ta Kadına Özgürlük Hareketi, kadın ve kız çocuklarına yönelik şiddette keskin bir artış olduğunu belirtiyor.

Ülke genelinde modern giyimli kadınlar ise ölüm mangalarınca sürdürülen gizli savaşın en önemli kurbanları arasında yer alıyor.

Irak'ta Kadına Özgürlük Hareketi (IWF), ülke çapında eylem yapan aşırı uç isyancı grupların kadın hedefleri arasında ağırlıklı olarak sosyal aktivite içinde yer alan kesimin yer aldığını belirtiyor.

Kadın aktivistler, ülke çapında yaşanan kanlı savaşın en mağdur olan tarafını oluştururken, saldırıda eşini yitiren 4 milyon dul kadının çok büyük bir kısmı ise hükümetten destek aramak yerine kadın hakları savunucularına sığınıyor.

Diktatör rejimin ardından demokratik seçimlerle birlikte büyük vaatlerle kurulan Irak Kadın Bakanlığı'nın ise yaşanan şiddet olaylarının gölgesinde kaldığı gözleniyor.
Bütçe ayrılmadığı için şu ana kadar kadınlara yönelik hiçbir faaliyet gerçekleştirmediği belirtilen bakanlığın, kadın haklarını savunmakta oldukça yetersiz kaldığı vurgulanıyor.

HEDEFTE MODERN KADINLAR AĞIRLIKTA

Son 5 yılda 4 milyon dul kadının yer aldığı Irak'ta, bu sayı her geçen gün artarken, Irak'ta Kadına Özgürlük Hareketi'ne göre ülkede barınan radikal grupların kız öğrencilere bakış açıları da farklı. Yüksek öğrenim gören kız öğrenciler, silahlı gruplarca tecavüze uğradıktan sonra öldürülüyor. Geçen yıl başkent Bağdat'ın El Gezaliye bölgesinde bir kadın öğretmene tecavüz edilerek öldürülmesi ise buna büyük bir örnek.

Ramadi, Felluce, Basra ve Bağdat'ta peçe giymeyen kadınlar, aşırı uç silahlı milislerce baş hedefi haline gelirken, Basra'da ölüm korkusu taşıyan Hıristiyan kadınların dahi başını örtmek zorunda kaldığı bilgisi veriliyor.

Irak'ta hiçbir dönem kadınlara yönelik adil bir uygulama olmadığın söyleyen Irak'ta Kadına Özgürlük Hareketi (IWF) Genel Sekreteri Dilsöz Rıza Abbas, "Biz Irak'ta hiçbir zaman gerçek anlamda hakkımızı almadık. Söyleyin bana, bu terör ortamında hangi kadın hakkını alsın ki? Şu an Irak'ın iç kesimine oranla kuzey biraz daha adil gibi görünüyor ancak, ülkenin geneline bakıldığında Irak kadının durumu çok kötü. Bağdat'ta modern kadın profilini bulmak çok zor, zira bu tür giyinen kadın asi gruplarca öldürülüyor" dedi.

Irak kadınının, dünyanın hiçbir ülkesinde olmadığı kadar ulusal mecliste yüzde 49'luk bir oranla temsil hakkının olduğunu, ancak bu oranın tam anlamıyla temsil hakkını yansıtmadığını kaydeden Iraklı kadın aktivist, ülke çapında kadınları intihar eylemlerinde kullanan terör örgütlerine de ateş püskürdü.

MALİKİ'DEN DUL KADINLA EVLENENLERE 38 MİLYON IRAK DİNARI PARA
Şiddetin en keskin mağdurunun kadınlar olduğunu savunan IWF'nin Sağlık Kolu yetkilisi doktor Leyla Hasan ise ülkesindeki hemcinslerinin sağlıksız koşullarda hayat kavgası verdiğini söyledi.
Kadın hastalıklarından doğum evresine dek pek çok kadının ölümcül problemlerle karşı karşıya olduğunu ifade eden Hasan, doğum sırasında pek çok Iraklı kadının ya öldüğünü ya da sakat kaldığını belirtti.

Leyla Hasan, pek çok hemcinsinin ise insanlık dışı tecavüz olayları ile karşı karşıya kaldığını sözlerine ekledi.
Çeşitli uzman raporlarına göre koalisyon güçlerince tecavüze uğrayan kadınların sayısında çok büyük bir artış gözleniyor. Kaynaklar, bu kadınların birçoğunun da yakınları tarafından tecavüz sonrası öldürüldüğünü ortaya koyuyor.


Irak Parlamentosu, dul kalmış kadınlara yardım amaçlı olarak 2 ayda bir 75 bin Irak dinarı (50 Amerikan doları) verirken, Başbakan Nuri el-Maliki ise ülkesindeki eşini saldırılarda kaybetmiş dul kadınların daha fazla kötü yola düşmemesi için yeni bir öneri ile bu kadınlarla evlenen Iraklı erkeklere 38 Milyon Irak Dinarı (25 bin Amerikan doları) para yardımı vaadinde bulundu.

Mevcut koşullarda hiçbir sosyal güvenceleri olmayan dul kadınların bir kısmı geçimini sokaklarda dilencilik yaparak sağlıyor.


--------------------
Boşuna kendinizi kandırmayın; sürekli yaptığınız şey neyse siz osunuz...

Aristo

PMEmail Poster
Top
mistral
Gönderme: Jun 16 2008, 17:28 PM
Quote Post


Administrator
***

Grup: Admin
Mesaj: 4451
Katılım: 12-March 08
Üye No: 2

Status: Offline


İslam coğrafyasında yaşayan kadınların hali içler acısı...

Hala islamı savunan kadınların, akıllarından noksan olduğu kanaati güçleniyor bende artık....


--------------------
Boşuna kendinizi kandırmayın; sürekli yaptığınız şey neyse siz osunuz...

Aristo

PMEmail Poster
Top
irem
Gönderme: Jun 16 2008, 22:51 PM
Quote Post


genç yazarımız
***

Grup: Members
Mesaj: 445
Katılım: 17-March 08
Üye No: 7

Status: Offline


QUOTE (mistral @ Jun 16 2008, 04:26 PM)
İslam coğrafyasında yaşayan kadınların hali içler acısı...

Hala islamı savunan kadınların, akıllarından noksan olduğu kanaati güçleniyor bende artık....

O da nerden çıktı? İslam bu değil ki. İslam barış dinidir. Sırf kadınlar için koskoca bir sure inmiştir.. bla bla bla...


PMEmail Poster
Top
Freddie
Gönderme: Jun 17 2008, 01:27 AM
Quote Post


Unregistered










Kadın özgürlüğünü sadece ekonomik özgürlüğe indirgemek, kaba maddeciliktir, ekonomik metafiziktir. Kadın özgürlüğünü sadece cinsel özgürlüğe indirgemek ise, ekonomik temel olmaksızın bu gerçekleşemeyeceği için idealistçe bir tutumdur, metafiziktir, hayaldir. Çözüm ikisini birden yapmaktır. Ekonomik özgürlük, sınıf mücadeleleriyle; cinsel özgürlük ise aydınlanmayla elde edilir. Kadınların silahlı kuvvetlere katılımı ve örgütlenmeleri de önemlidir. Yanlış anlaşılmasın, kemalistcan'ında mistral'inde bunların farkında olduklarını biliyorum.

Kapitalizm kadını evin dışına iş yaşamına sokacak hamleleri yapmış(kadını umursadığından değil, üretimi artırıp daha çok kar elde etmek için) ve kadınları daha düşük ücrete çalıştırıp, erkekleri de rekabet gereği daha azına razı etmiştir, böylece karını daha da artırmıştır. Ekonomik eşitsizliğin giderilip, eşit işe eşit ücret verilmesi emek mücadelelerinin sonucudur. Bu hak, ülkemizde bazı sektörlerde hala tam olarak yoktur. Kadınların örgütlenme hakları da yine solun etkisi sayesinde alınmıştır. Feminizm, diyalektik maddeciliği kadınlar için ''bilinç yükseltme'' yöntemi olarak kullanmıştır.

Yine kapitalizmin ilk döneminde, feodaliteye ve bu altyapının üstyapısı olan dinci ve töresel gericiliğe karşı savaşılmıştır. Ama yeni devriminci sınıfın etkisi ve kapitalistlerin tekelleşmesi ile birlikte, muhafazakarlık bir erdem olarak yeniden yükselmiş ve dine dönüş yaşanmıştır. Bu sistem içinde din ve gelenek gibi ataerkillik barındıran unsurların kendiliğinden gerileyeceğini beklemek yanlıştır. Aydınlanma mücadelesi de artık sadece devrimci solun sırtındadır. Kapitalistlerin gericiliğe yönelmesi, feodal yapıları yıkmamasına neden olmuş ve bu yapılar korunmuştur. Yapılacak iş bu feodal yapıları(ağalık düzenini) yok etmektir. Bunun için de ağanın toprağına el konularak kamulaştırılmalı ve kollektif çiftlikler yaygınlaştırılmalıdır. Şehirlerde de özel mülkün kamulaşmasıyla, mülkiyet erkeğin olmaktan çıkıp, kadın-erkek tüm toplumun olacaktır. Erkeklerin, mülklerini bırakabilmek için kimin kendi çocuğu olduğunu bilmesi gereksinimi ve çocukların bakımı için babaya olan gereksinim ortadan kalkacak, böylece kadın cinselliği üzerindeki baskının ve çarpık namus anlayışının maddi temeli kalkmış olacaktır. Bu durumu eğitim ve basın-yayındaki maddeci propoganda da pekiştirecek ve cinsel özgürlük işte o zaman tam anlamıyla gelecektir.

Sevgiler...
Top
musco
Gönderme: Jun 17 2008, 03:36 AM
Quote Post


Unregistered










QUOTE
ve cinsel özgürlük işte o zaman tam anlamıyla gelecektir.



Ohhohooooo rolleyes.gif
Cinsel özgürlük çoktan oldu.. Senin haberin yok.. Ne kabuk varmış sende ööle.. çıkamadın gitti bi türlü rolleyes.gif
Top
mistral
Gönderme: Jun 17 2008, 17:39 PM
Quote Post


Administrator
***

Grup: Admin
Mesaj: 4451
Katılım: 12-March 08
Üye No: 2

Status: Offline


Ahlak(!) Polisi İş Başında!

Onların özgürlükleri bu kadar...



Saçı gözüken kadınları, traşı uygunsuz erkekleri topladılar, fön çeken berber dükkanlarını kapattılar.

Ahlak polisi, artık daha sıkı. Saçı gözüken "açık kadınları", uygunsuz saç tıraşı olan erkekleri, sokaklarda tek tek çevirip sorguya çektiler, sonra da polis otolarına doldurup karakollara götürdüler.

Düşük bel pantolon, dar pardesü satan, Batı tarzı saç kesimi yapan kadın ve erkek berber dükkanlarını kapattılar. İran’da ahlak polisi, çok geniş çapta bir kılık-kıyafet operasyonu başlattı. Yeni uygulama kapsamında İran ahlak polisi, sadece kıyafet denetimi yapmıyor... Erkeklerin saç-sakal tıraşına da bakıyor. Kadınlarda Avrupai saç kesimi ve fön çektirmesi de artık kesinlikle yasak.

Kıyafeti "uygunsuz" bulunan kişilerin bilgileri alınıyor, bir daha kuralları bozmayacaklarına dair taahhütname imzalatılıyor. Bunlara uymayanlar, ikinci kez yakalandığında gözaltına alınarak mahkemeye sevk ediliyor.

Yasak kıyafetleri giyenlere bu elbiseleri hangi dükkandan aldıkları soruluyor. Saç tıraşı beğenilmeyenlerin de hangi berber veya kuaföre gittikleri öğreniliyor. Daha sonra polis bu dükkanlara şok baskınlar düzenleyip, derhal kapatıyor. Son 2 günde birçok dükkan baskınlar sonucunda kapatıldı.

Ve kadınların ayak bileklerinin de gözükmesi artık yasaklar kapsamında. Çıplak ayakla, açık ayakkabı giymek ve ayak bileğinin belirgin şekilde görünmesi yasaklar kapsamına alındı.


user posted image


--------------------
Boşuna kendinizi kandırmayın; sürekli yaptığınız şey neyse siz osunuz...

Aristo

PMEmail Poster
Top
mistral
Gönderme: Jun 17 2008, 17:43 PM
Quote Post


Administrator
***

Grup: Admin
Mesaj: 4451
Katılım: 12-March 08
Üye No: 2

Status: Offline


Hakikaten insan inanmakta güçlük çekiyor....

Bu kadar net bu kadar açık bir yaşam tarzı ve şeriatın bir zamanlar Türkiye'den bile ilerde olan bir ülkeye gümbür gümbür gelmesinin bu kadar acı örneği varken, bizim peruklular bunlara özeniyor ve Humeyni'ye aşıklar....

Kadınları mahveden, tüm hayatlarını kadınların elinden alan, sonra da geberip giden o adama aşıklar ve bizi biz yapan, ülkeyi kurtaran ve yaşanır hale getiren Atatürk'ü sevmiyorlar....

Bu kadınların hepsini tımarhaneye yatırmak lazım...


--------------------
Boşuna kendinizi kandırmayın; sürekli yaptığınız şey neyse siz osunuz...

Aristo

PMEmail Poster
Top
kitapsiz
Gönderme: Jun 17 2008, 18:31 PM
Quote Post


Administrator
***

Grup: Admin
Mesaj: 10423
Katılım: 12-March 08
Üye No: 1

Status: Offline


QUOTE
Türkiye'den bile ilerde olan bir ülkeye  gümbür gümbür gelmesinin bu kadar acı örneği varken


iran mi türkiyeden daha ilerdeydi, mistral?

ama bu hic olmadiki..

iran hic bir zaman, insan hak ve hürriyelerini ve demokrasiyi hic tanimadiki.


--------------------
Türklerin kutsal kitabı NUTUK`tur

user posted image
PM
Top
mistral
Gönderme: Jun 17 2008, 18:49 PM
Quote Post


Administrator
***

Grup: Admin
Mesaj: 4451
Katılım: 12-March 08
Üye No: 2

Status: Offline


Şeriat öncesi Tahran'a doğunun parisi derlermiş...

Her ne kadar krallık vardıysa da, o dönemlerde kadınların tüm hakları da korunuyordu ve İran şehirleri bizim gelişmemiş şehirlerden çok daha bakımlı ve temiz.... ne zaman okudum hatırlamıyorum, bu günkü cumhuriyette galiba, İranlı bir kadının, o dönemlerle bu dönem arasında Türkiye ile İranı karşılaştıran bir yazsısını okudum... ve kadın şöyle diyordu, biz çok gerilere düştük her açıdan, Türkiye demokrasi ve laiklik sayesinde çok ilerledi... bulursam asarım o yazıyı...


Bulamadım o yazıyı, yani görsel olarak İran'ın o dönemler daha medeni bir ülke görüntüsünde olduğunu söylüyordu....


--------------------
Boşuna kendinizi kandırmayın; sürekli yaptığınız şey neyse siz osunuz...

Aristo

PMEmail Poster
Top
kitapsiz
Gönderme: Jun 17 2008, 18:58 PM
Quote Post


Administrator
***

Grup: Admin
Mesaj: 10423
Katılım: 12-March 08
Üye No: 1

Status: Offline



sah riza pehlevinin, bati yanlisi oldugu ve seriatci olmadigi dogru.

ama bu anlatilanlardan sadece üst düzey onbin kisi yararlanabiyordu. iran fakirdi. ama sahin tuvaleti bile altindandi. monarsinin demokrasisi olmaz.

iranin dününü bu günle kiyaslayinca, tabiiki bu günü dününü cok arattiracak durumda.



--------------------
Türklerin kutsal kitabı NUTUK`tur

user posted image
PM
Top
mistral
Gönderme: Jun 17 2008, 19:06 PM
Quote Post


Administrator
***

Grup: Admin
Mesaj: 4451
Katılım: 12-March 08
Üye No: 2

Status: Offline


QUOTE (kitapsiz @ Jun 17 2008, 03:56 PM)
sah riza pehlevinin, bati yanlisi oldugu ve seriatci olmadigi dogru.

ama bu anlatilanlardan sadece üst düzey onbin kisi yararlanabiyordu. iran fakirdi. ama sahin tuvaleti bile altindandi. monarsinin demokrasisi olmaz.

iranin dününü bu günle kiyaslayinca, tabiiki bu günü dününü cok arattiracak durumda.

Rejimsel anlamda değil elbette, görsel olarak daha modern olduğunu söylüyordu...

Belki o dönemler fakirlik bile bizde daha çoktu, hala da yoksul ile zenginin arasında çok derin bir uçurum var ve onbeş milyon insan açlık sınırında yaşıyor geri kalan da ancak karnını doyuruyor, % 5 lik bir kesim ise çok zengin....

Biz hiç bir dönem halkı refah içinde yaşayan bir ülke olmadık ve olamayız da...



--------------------
Boşuna kendinizi kandırmayın; sürekli yaptığınız şey neyse siz osunuz...

Aristo

PMEmail Poster
Top
kitapsiz
Gönderme: Jun 17 2008, 19:09 PM
Quote Post


Administrator
***

Grup: Admin
Mesaj: 10423
Katılım: 12-March 08
Üye No: 1

Status: Offline


evet, cok dogru.

dünyanin en zengin dogasindan birine sahip olan ülkelerden biri türkiyeyi, bu hale getirebilen hödük bir halkiz biz.


--------------------
Türklerin kutsal kitabı NUTUK`tur

user posted image
PM
Top
Freddie
Gönderme: Jun 18 2008, 02:21 AM
Quote Post


Unregistered










QUOTE (musco @ Jun 17 2008, 03:13 AM)
QUOTE
ve cinsel özgürlük işte o zaman tam anlamıyla gelecektir.



Ohhohooooo rolleyes.gif
Cinsel özgürlük çoktan oldu.. Senin haberin yok.. Ne kabuk varmış sende ööle.. çıkamadın gitti bi türlü rolleyes.gif

Cinsel özgürlük konusunda ciddi ilerlemeler sağlandı ama ''tam anlamıyla'' değil.
Hala gerici din ve geleneklerin etkisi yok mu? Hala feodal yapılar ve kadın cinselliğine indirgenmiş bir namus anlayışı yok mu? Hala iş yerlerinde kadınların yükselmesinin önünde engeller yok mu? Hala kız çocukları için 'evde kocasını bekleyen' bir tip çizilmiyor mu? Hala aile içi şiddet yok mu? Hala boşanma gibi yasal haklarını ekonomik ve toplumsal nedenlerle kullanamayan ve psikopat kocasının kahrını çeken kadınlar yok mu? Hala bekaret tabu değil mi? Erkek cinselliği ile kadın cinselliği eşit görülüyor mu? v.s....Soruları uzatabilirim.

Musco, bu soruların yanıtı ortadayken, tam anlamıyla bir cinsel özgürlükten sözedebilir misin? Kapitalizm belli bir gelişme sağlamıştır, bunun altını yazımda çizmiştim zaten ama bu gelişme yetersizdir. Azıcık hak bulunca iş bitti sanıyorsunuz, asıl siz kabuğunuzu kırın artık. Bu sitede erkek doğuramadığı için dayak yiyen kadınlardan tut, saçının telini göstermesi yasak olan kadınlara kadar tonla haber varken, ''cinsel özgürlük çoktan oldu, senin haberin yok'' demek enteresan bir tutum. blink.gif Havalar sıcak bu ara, güneş mi çarptı seni? biggrin.gif
Top
musco
Gönderme: Jun 18 2008, 02:34 AM
Quote Post


Unregistered










QUOTE
Bu sitede erkek doğuramadığı için dayak yiyen kadınlardan tut, saçının telini göstermesi yasak olan kadınlara kadar tonla haber varken, ''cinsel özgürlük çoktan oldu, senin haberin yok'' demek enteresan bir tutum.  Havalar sıcak bu ara, güneş mi çarptı seni?

İ Freddie wink.gif

Dünya dönüyoor sen ne dersen deee.. smile.gif
Ben biraz "ironice" takıldım yafu..
Ama yine de sizin kadar karamsar değilim.. hele ki tek çözümün sizin belirttiği şelilde olacağı fikrinede katılmıyorum..
Cinsel özgürlük "orta malı" yada mogograminin esmediği yerde değil.. tamamı ile sistemin kendisini totomatikman yönlendireceği bir şekilde olmalıdır..
kaitalizm elbete.. en iyti çözüm değil ama teorikte ne kadar sağlam gözüksede "pratik" te bir türlü istenilen performansı göstermeyen sistemlerde aramak ile sınırlandırmamalı "kadın özgürlüğü" çözümlerini....
ne dersek diyelim.. öncelikle aslolan "ekonomik özgürlüktür" o oranda zamanla bir çok şey değişir.. yerli yerini bulur..
anladığım kadarıyal sizin çözüm yolu daha çok ekseriya "sosyalizm" motifli bişiler...
Olabilirde.. neden olmasın..
yalnız şu ayrımıda belirtmeliyiz..
"cinse özgürlük" ile kastedilen şu anda erkeklerin hegemonyasında olan bir tür cinsel "özgürlük " değildir belide kandınların istedikleri...
"cinsel özgürlük1 kavramını biraz netleştirmemiz lazım..
bunun için de kadınların "cinselliğie" bakışı ile erkek milletinin "bakış"ını irdelemek lazım.. ikisi aynı şey değil..
belki .. misal sosyal.. misal kültürel (burda irdelemek derken -irem- diyorum misal derken -mistral- diyorum heç işte benzetme gibi bişi)
bu yönlerde tamamı ile benzer bir özgürlükten bahsedilebilir ama aynı mantığa uygun bir "cinsel özgürlüğün" aslında çok da kadınların lehinde bir durum olduğu üzerine şüpheliyim.
Bakma sen.. "cinsel özgürlük ne derece kadınların lehine ise aslında onun iki mislisinden bunun bi şekilde aslında erkeklerin lehinde olduğunun bilincaltında bastırmış olduğumuz düşüncelerin itelemesidir..
(pf zor bı acıklama oldu)
aslında değindiğimizkonu.. şeriat ötesi bişi.. nasıl demeli.
şimdi şööle diyorum..
dikkaet ediniz lütfen
benim asıl demek istediğim..
pff diyeceğim şudur..
ya demın markeet gittim biralar yeterince soğuk değildi.. bi müsaade.. alayım.. yoksa patlar.. acelesi yok ya alla alla cinsel özgürlük probleminin..
sen rahat ol.. halllederiz.. ççöözeriz.. sabır denen biş var rolleyes.gif
Top
kitapsiz
Gönderme: Jun 18 2008, 15:17 PM
Quote Post


Administrator
***

Grup: Admin
Mesaj: 10423
Katılım: 12-March 08
Üye No: 1

Status: Offline



saçın göründü in asağı

Trafik değil ahlak kontrolü

user posted image

Ahlâk polisi otomobillerini durdurduğu kadınların kıyafetlerini ve başörtülerini kontrol etti. Saçları görünen kadınlar ya uyarıldı ya da tutuklandı.

Başörtüsü takmanın ve vücudu bilekten omuzlara kadar kapatan pardesü giymenin zorunlu olduğu İran’da “yaza hazırlık” yapıldı. Ahlâk polisi kadınların ve gençlerin 1979’da Humeyni tarafından gerçekleştirilen İslam devriminin öngördüğü şekilde giyinip giyinmediklerini kontrol etmek için yolları keserek arama yaptı. Uygulama için kadınların daha kısa ve ince kıyafetleri tercih ettiği yaz mevsiminin başı özellikle seçildi. Başkent Tahran’da yaklaşık 15 noktaya yerleştirilen ahlâk polisi, otomobillerin içindekileri, kaldırımda yürüyen yayaları ve parkta dolaşanları durdurarak kıyafetlerini kontrol etti. Polis, erkeklerin saç tıraşlarına kadınların da başörtülerine ve kıyafetlerine baktı.



Pardesüsü kısa olan, başörtülerinden saçları görülen veya kıyafetleri vücut hatlarını belli eden kadınlar ya uyarıldı ya da gözaltına alındı. Yasağı delenlere saçlarını nerede kestirdiği veya kıyafetlerini nerede aldığı soruldu. Sonra da buralara da baskın düzenlendi. Geçen cumartesiden beri 32 mağaza ve berber salonu Batı tarzı oldukları gerekçesiyle kapatıldı. Sadece dünkü kontrollerde, otomobilleri durdurulan 21 kadın kıyafetleri İslam kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle cezalandırıldı. Tüm bunlar olurken, bir genelevde 6 kadın ile toplu seks yaparken basılan Tahran Ahlâk Polisi Şefi Rıza Zarey, beş ay kaldığı cezaevinden salıverildi.



32 işyerine kilit vuruldu

Pardesüsü kısa olan, başörtülerinden saçları görülen veya kıyafetleri vücut hatlarını belli eden kadınlar ya uyarıldı ya da gözaltına alındı. Yasağı delenlere saçlarını nerede kestirdiği veya kıyafetlerini nerede aldığı soruldu. Sonra da buralara da baskın düzenlendi. Geçen cumartesiden beri 32 mağaza ve berber salonu Batı tarzı oldukları gerekçesiyle kapatıldı. Sadece dünkü kontrollerde, otomobilleri durdurulan 21 kadın kıyafetleri İslam kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle cezalandırıldı. Tüm bunlar olurken, bir genelevde 6 kadın ile toplu seks yaparken basılan Tahran Ahlâk Polisi Şefi Rıza Zarey, beş ay kaldığı cezaevinden salıverildi.

18.06.2008


--------------------
Türklerin kutsal kitabı NUTUK`tur

user posted image
PM
Top
kitapsiz
Gönderme: Jun 18 2008, 15:24 PM
Quote Post


Administrator
***

Grup: Admin
Mesaj: 10423
Katılım: 12-March 08
Üye No: 1

Status: Offline



freddie,

kadinin cinsel özgürlügü tek basina gelmez.

cinsel özgürlük, öteki özgürlüklerin bir parcasidir.



--------------------
Türklerin kutsal kitabı NUTUK`tur

user posted image
PM
Top
Freddie
Gönderme: Jun 19 2008, 07:20 AM
Quote Post


Unregistered










QUOTE (kitapsiz @ Jun 18 2008, 03:24 PM)
freddie,

kadinin cinsel özgürlügü tek basina gelmez.

cinsel özgürlük, öteki özgürlüklerin bir parcasidir.

Evet elbette öyledir. Ama kadın özgürlüğü konusu, bireysel değil toplumsal bir konudur ve bireysel değil toplumsal özgürlüklerin bir parçasıdır. Eğer bireysel özgürlükle, daha doğrusu ''bireyin köşeyi dönme özgürlüğüyle'' ele alınırsa, sadece bu imkana sahip olabilen kadınlar kurtulacak ve geniş yığınlar yine çile çekeceklerdir. Kaldı ki ''köşeyi dönmek'' de sizi ataerkil baskılardan kurtarmaz. Sonuçta toplumla ilişkileriniz sebebiyle varolduğunuz için, ürünlerinizi satmak ve kendinize talep yaratmak için gerici yığınlara hoş görünmeniz ve onların nezdinde kendinizi ''temize çekmeniz'' gerekir. Mesela Sabancı çıkıp da ''ey halkım islam dini sapıktır'' diyemez, derse ürünlerini satamaz ve batar. O halde, o bile sanıldığı kadar özgür değil.

Zaten eşitlik olmadan özgürlük olur mu? İşten atılmamak için patronuna yalakalık yapmak zorunda olan biri ne kadar özgür olabilir? Patronu özgürdür ama çalışanlar köledir. Hem de arap putu allaha olan kölelikten çok daha beter bir kölelik. Kapitalizmde yalnızca küçük bir kesim bu ''özgürlükten'' yararlanabiliyor, geniş kesimlerse ''birgün köşeyi dönme'', yani ''birgün özgür olma'', yani ''birgün kendi kölelerine sahip olma'' hayaliyle avunuyor. Özgürlük, köle sahibi olmak değildir.

Şurası bir gerçek ki, herkesin özel mülkü olamaz. Yani herkes fabrikatör, holding sahibi, tersane sahibi v.s. olamaz ve bu mülklere sahip olma hakkı eğer ''özgürlük'' ise, bu düzende herkesin özgür olamayacağı açıktır. Sadece patronlardan oluşan bir toplum olur mu? Olmaz. O halde ''bireysel özgürlüğü'' olamayan geniş kitlelere bu düzeni yıkma özgürlüğünden başka bir özgürlük yoktur. Bu ''özgürlüksüz'' kitlelerin isyan etmesine kimsenin itiraz etmeye hakkı olmaz. Olur mu? Birisi jakuzi de keyif çatarken, çöpten yemek yiyen adamın isyan etmeye hakkı yok mu? Bir kadın konken partisinde martinisini yudumlarken, namus baskısı altında kocasının çorabını yıkayan başka bir kadının bu düzeni yıkma özgürlüğü yok mu? Yoksa bunlara da mı ''siz aslında özgürsünüz de haberiniz yok'' mu diyeceğiz?

M.Kemal'in kurduğu türkiye kapitalizmini savunacağız diye, genel olarak insan haklarını, özelde kadın haklarını, gerçek özgürlüğü, halkların kardeşliğini, aydınlanmayı, eşitliği, hepsinden öte vicdanımızı bir kenara mı atacağız?

Sevgiler...
Top
mistral
Gönderme: Jun 19 2008, 11:23 AM
Quote Post


Administrator
***

Grup: Admin
Mesaj: 4451
Katılım: 12-March 08
Üye No: 2

Status: Offline



[/QUOTE]
QUOTE
M.Kemal'in kurduğu türkiye kapitalizmini savunacağız diye, genel olarak insan haklarını, özelde kadın haklarını, gerçek özgürlüğü, halkların kardeşliğini, aydınlanmayı, eşitliği, hepsinden öte vicdanımızı bir kenara mı atacağız?


freddie, kesinlikle bu söylediklerine katılmam mümkün değil, büyük bir haksızlık ediyorsun.... Atatürk o çağda gerekenden çok daha iyisini yapmıştır ve halkçı ve devletçi bir sistem kurmuştur...

Okuması yazması olmayan, burjuvası olmayan, işçisi olmayan, ya batı özentisi ya da şeriatçı bir halk topluluğunu, olduğu biçimden olması gereken biçime dönüştüren bir dahidir...

Aslında şimdi fazla vaktim yok, geçerken uğradım ama bu yazdıklarını görünce dayanamadım... bu halk topluluğuna aydınlanmayı Atatürk öğretmiştir... Türkiye'nin devrimi yapılmıştır, ancak korunup, kollanıp ileriye taşınamadığından bugün bu sefil duruma gelinmiştir... ayrıca içimde kalmasın bunu da söyleyim, komünizm insan doğasına aykırı bir sistemdir, insan egosu yüksek bir varlık olduğundan her zaman hep daha çoğunu daha fazlasını ister, onun için herkese eşit hep aynı yaşam şartları uymaz, kimse bundan mutlu olmaz,herkesin bir zenginleşme hayali vardır mutlaka, insanlara sen böyle yaşayacaksın diye dayatılamaz... şayet komünizm uygulanabilir olsaydı hala Sovyetlerde devam ediyor olurdu, bugün Küba bile değişmeye başladı, ilk değişikliği de eşit ücret uygulamasını kaldırmak...

Bir orta yol bulunmalı, bu orta yol da sosyal demokrasidir ki bu her türlü özgürlüğü içinde barındırır...


--------------------
Boşuna kendinizi kandırmayın; sürekli yaptığınız şey neyse siz osunuz...

Aristo

PMEmail Poster
Top
kitapsiz
Gönderme: Jun 19 2008, 12:04 PM
Quote Post


Administrator
***

Grup: Admin
Mesaj: 10423
Katılım: 12-March 08
Üye No: 1

Status: Offline


QUOTE
Evet elbette öyledir. Ama kadın özgürlüğü konusu, bireysel değil toplumsal bir konudur ve bireysel değil toplumsal özgürlüklerin bir parçasıdır. Eğer bireysel özgürlükle, daha doğrusu ''bireyin köşeyi dönme özgürlüğüyle'' ele alınırsa, sadece bu imkana sahip olabilen kadınlar kurtulacak ve geniş yığınlar yine çile çekeceklerdir.


freddie,

peki, hayrunnisa gül ve emine erdogan neden özgür degiller?

onlar ve onlar gibiler, TC. yasalarinin kendilerine sundugu özgürlügü neden yasayamiyorlar?
evet, onlar özgür! bu özgürlügü onlara Atatürk, onlar hic caba harmadan hediye etti. ama onlar özgürlüklerinin farkinda bile degiller... hemde Atatürk sayesinde en üst düzeye kadar yükselmisken.
özgürlük beyinde baslar..
Atatürk düsmanligi moda oldu. Aatatürkü kötüleyen prim yapiyor.
Atatürk bizim kendi degerimizdir. öz degerlerine sahip cikamayan ve onlari ilerletip yasatamayan bir toplum, Atatürk gecmis gelecek bütün sorunlari cözemeden öldü! diye ona düsman olsun...
Atatürk kapitalist bir düzen kurmadi. demokratik bir düzenin temellerini atti.
dünyada esi görülmemis bir devrim yapti. hemde halki müslüman olan bir ülkede ve 90 yil önce..

komünizm hakkinda söylenecek olani mistral söylemis. benim ekleyecek sözüm yok.
sonuc da simdi ortada zaten. komunist ülkelerin kadinlari ne kadar cinsel özgür olduklarini, komsu ülkelerde prostitasyon yaparak kanitliyorlar...
bumudur aranan ve özlenen kadin özgürlügü?

rusyada, kadinlarin sadece cinsel özgürlükleri vardi. ama onun disinda baska özgürlügü yoktu..
bana bir tek siyasi basariya ve toplumsal refaha ulasmis örnek komunist bir ülke göster. sadece bir tek..

kadinlarin bütün özgürlüklerine sahip oldugu avrupa, komunist degil. hic bir zamanda olmayacak.


--------------------
Türklerin kutsal kitabı NUTUK`tur

user posted image
PM
Top
Freddie
Gönderme: Jun 20 2008, 08:36 AM
Quote Post


Unregistered










Mistral,

QUOTE
freddie, kesinlikle bu söylediklerine katılmam mümkün değil, büyük bir haksızlık ediyorsun.... Atatürk o çağda gerekenden çok daha iyisini yapmıştır ve halkçı ve devletçi bir sistem kurmuştur...

Haksızlık? Atatürk kötüdür demiyorum ki, yalnızca eleştiri getiriyorum. Zaten Atatürk kötüdür diyemem, çünkü Osmanlı'nın feodal yapısından sonra kapitalist de olsa bir cumhuriyet kurulması tarihsel bir ilerleme ve önemli bir kazanımdır.
Fakat ''halkçılık'' ve ''devletçilik'' ilkesinin varlığı, size, onun kurduğu devletin kapitalist olmadığını düşündürtmesin. Kapitalizmin kendi içinde politikaları var bildiğiniz gibi; sosyal demokrasi, liberalizm, milliyetçilik v.s...Halkçılık ve devletçilik, sosyal demokrat bir anlayışa vurgu yapar ve sosyal demokrasi de kapitalizm içi bir politikadır. Ekonomik çıkarımlarını Keynes yapmıştır ve Keynes bunu, kapitalizmin sosyalizm karşısında güç yitirmemesi için, yani kapitalizm için yapmıştır. Yani sosyal demokrasi kapitalizmden farklı birşey değil.
Fransız devrimi, kapitalizmi kuran bir devrim olduğu için, bu sistemin öznesi olan sınıfın(burjuvazinin) adıyla anılır ve ''burjuva devrimi'' de denir. Fransa, yakın zamana kadar devlete ekonomisinde bolca yer veren bir devletti. Peki böyleydi diye kapitalist değil miydi? Veya İsviçre, çok sosyal bir devlettir ama kapitalisttir. Yani Atatrük, halkçılık ve devletçilik ilkelerine sahip olduğundan ötürü, onun kapitalist olmayan veya burjuva karakter taşımayan bir devlet kurduğunu düşünmeyin.
Zaten Atatürk'ün ne kadar sosyal demokrat olduğu da tartışılır. Çünkü yeni kurulmuş her devlet, sistemini oturtmak için bir süre devletçi politika izler. Mesela Fransa'da burjuva sınıfı olmasına rağmen, devletçi bir dönem yaşanmıştır. Türkiye'de ise burjuva sınıfı gelişmiş olmadığı için, devletçi bir dönem yaşanması zaten zorunluydu. Bu zorunluluktan yola çıkarak, Atatürk'ün sosyal demokrat olduğunu çıkarsamak biraz zorlama kaçabilir. Atatürk'ün devletçilik ilkesinin temelinde de sanıldığı gibi, burjuva sınıfı gelişse bile ekonomide devlete ağırlık vermek değil, burjuva sınıfını devlet eliyle geliştirmektir. Yani o anlamda devletçilik. (Bakınız: İzmir İktisat Kongresi)

QUOTE
Okuması yazması olmayan, burjuvası olmayan, işçisi olmayan, ya batı özentisi ya da şeriatçı bir halk topluluğunu, olduğu biçimden olması gereken biçime dönüştüren bir dahidir

Kapitalizmi getiren burjuva devrimini yapmak için ille de bir burjuva sınıfının varolması gerekmez. Aydın bir kadro, eğer imkanı varsa devrimi yapar, iktidarı alır ve o iktidar gücüyle devrimin öznesi olacak temel sınıfı kendisi yaratır. Bu durum, yapılan devrimin bir burjuva devrimi olduğu gerçeğini değiştirmez. Burada burjuva lafı, ait olunan sınıf değil(Atatürk fabrikatör değildi), getirilen sistemin dayandırılacağı sınıfı vurgular. Hangi sınıfa hizmet edecekseniz, o sınıfla ilikşilendirilirsiniz. Mesela Sovyet Devrimi yapılırken de Rusya'da gelişmiş bir işçi sınıfı yoktu. Ama Lenin imkanı buldu, devrimi yaptı ve iktidarı aldığında işçi sınıfını devlet eliyle yarattı.
Kıssadan hisse: 1920lerde Türkiye'de sosyalist devrim yapılabilirdi, işçi sınıfı devrimden sonra devlet eliyle yaratılabilirdi. Eğer öyle olamaz idiyse, o zaman burjuva sınıfı olmadığından, kapitalist cumhuriyetin de kurulamaması lazımdı. Burjuvasız burjuva devrimi yapılıyorsa proleteryasız proleter devrimi de yapılır. (Zaten yapıldı, bakınız: 1917 Ekim devrimi.)

QUOTE
bu halk topluluğuna aydınlanmayı Atatürk öğretmiştir...

Doğru, ilk Atatürk'le başlamıştır. Zaten her devrimci sınıf, misyonu gereği aydınlanmacıdır. Ta ki kendi egemenliğini sarsacak yeni bir devrimci sınıf ortaya çıkana kadar...İşçi sınıfı devrimci bir sınıf olarak ortaya çıkana kadar, burjuvazi aydınlanmacı olacak; İşçi sınıfı ağırlığını hissettirdikten sonra ise burjuvazi ve onların çıkarlarının temsilcileri muhafazakarlaşacaktır. Artık aydınlanmanın bayrağı yeni devrimci sınıfta olacaktır. Bu, tarih boyunca dünyanın her yerine böyle olmuştur. Türkiye'de işçi sınıfı ve sosyalist devrimci hareket gelişmiştir(özellikle 60'lardan itibaren). Ve burjuvazi gericileşerek, komünistlere karşı dini kullanmış, ülkeyi muhafazakarlaştırmıştır. Olay bu, bildik hikaye. Ama kemalistler ne yapıyorlar? Bu sınıfsal art arda gelişleri görmeyip, ''Atatürk aydınlatıcıydı, o halde her zaman ve her çağda kemalistler aydınlanmayı savunmalıdırlar'' diye düşünüyorlar. İşçi sınıfı ve komünizm ''tehlikesi'' ortaya çıktığında da sen aydınlanmacı olursan, o zaman komünizm gelir! Eldeki kemalist cumhuriyet gider. O yüzden gericileşmek zorundasınız, çünkü artık devrimci değil işçi sınıfına karşı-devrimcisinizdir. Aydınlanma savunuculuğunun sınıfsal-maddi altyapısını görmeyip, ''Atatürk aydınlanmacıydı, o halde her durum ve şartta böyle olalım'' demek, asında dinsel bir anlayıştır, soyutlamadır. Yeşil sermayelerini kurup bu düzene eklemlenmiş islamcıların ''İslamda faiz haramdır, o halde faize karşı çıkalım'' demesi gibi birşey. Bazı açılardan kemalistler ile islamcılar birbirlerine çok benziyorlar.

QUOTE
komünizm insan doğasına aykırı bir sistemdir, insan egosu yüksek bir varlık olduğundan her zaman hep daha çoğunu daha fazlasını ister,

İnsan ''egosunu'' içinde bulunduğu ve şekillendiği maddi koşullardan soyutlayıp, günümüz toplumunun egoist insan tipini bir değişmez olarak şablonlaştırırsak dediğin doğru. Ama insanları bu denli egoist yapan, içinde yaşadığımız kapitalist düzendir. İş güvencesi olmayan ve bir işe girebilmek için başkalarını dışarıda bırakması gereken biri, egosit olmasın da ne yapsın? Veya yükselebilmek için yalakalık yapmak zorunda bırakılan ve kendi altındakilerin de sürekli kendisine yalakalık yaptığı bir akademisyenin egoist olmamasına imkan var mı? Sürekli ''köşeyi dönme, yırtma'' kültürüyle yetişmiş, herşeyin parayla alınıp satılabilir hale getirildiği bir yerde yetişmiş kişi, bireyci-bencil-egoist olmasın da ne yapsın?
İnsanları egoist yapan, içinde bulundukları koşullardır. Yoksa insan egosu, dinlerdeki fıtrat ve ruh kavramları gibi soyut ve değişmez bir kavram olarak ele alınamaz. Bu metafizik bir tutumdur. Koşulları değiştirip paylaşımcı bir düzen kurarsanız, o düzende yetişen bireyin karakter yapısı da farklı ve gelişkin olacaktır. Aslında iş şuna dayanıyor: İnsanların değişebileceğine inanıyor musunuz? Diyalektik materyalistler, bu soruya evet diye yanıt verirler.

QUOTE
onun için herkese eşit hep aynı yaşam şartları uymaz, kimse bundan mutlu olmaz,

Zaten ilk aşama olan sosyalizmde ''herkese emeği kadar'' ilkesi geçerli olacak. Usta, çıraktan fazla alacak elbette. Komünizm aşamasında ise ''herkese gereksinimi kadar'' ilkesi sağlanacak ama komünizme geçilmesi için bazı şartlar vardır. Marksist sosyalizmi, ütopiklerden ayıran da nesnel koşullara yönelik bu şartlardır. Mesela teknolojinin çok gelişmesi, makineleşmenin çok artması, bu sayede işbölümünün ortadan kalkması, büyük bir refah düzeyi sağlanması v.s...Komünizmde ''ben daha çok almayı hakediyorum'' düşüncesi olmayacak çünkü daha çok almayı iddia edeceğin bir işin olmayacak. İşbölümü kalkacak ve işler makinelere devredilecek. Zaten yakalanan -teknoloji kaynaklı- refah seviyesi herkese herşeyi yetirecek. Çok mu fantastik? O zaman ilk aşama olan sosyalizmden öteye gitmeyelim ve bu aşamada herkesin emeği kadar alacağını, yani sanıldığı gibi mutlak ve katı bir eşitlik olmadığını belirtelim.

QUOTE
herkesin bir zenginleşme hayali vardır mutlaka

Muhakkak. Zaten biz de o yüzden sosyalizmi istiyoruz. Bu düzende zenginleşme hayalini gerçekleştirenlerin sayısı pek az ama açlıktan sürünenler bolca var. ''Birgün köşeyi dönecem'' hayaliyle, seni sefil bırakan bir düzene neden katlanasın ki? Bunun cennet hayaliyle sefilliğe katlanmaktan ne farkı var? Sefilliğe katlanmak, kendi kendini hayallerle uyuşturmak değil de; uyuşturucunun ''zenginleşme hayali'' yerine ''cennet hayali'' olması mı sorun?
Kaldı ki, komünizm fakirlikte eşitlik değildir. Hep beraber zenginleşmek ve adilce paylaşmaktır. Biz fakirliği yüceltmiyoruz.

QUOTE
insanlara sen böyle yaşayacaksın diye dayatılamaz...

Doğru, kapitalizme zaten bu yüzden karşı çıkıyoruz. Geniş yığınlara sefaleti ve sömürüyü, işsizliği, cehaleti, eşitsizliği, hastane kapısında can vermeyi v.s. dayatıyor. İki sistemin dayatmalarını karşılaştırırsak zararlı çıkan siz olursunuz.

QUOTE
şayet komünizm uygulanabilir olsaydı hala Sovyetlerde devam ediyor olurdu,

Sovyetlerin çözülmüş olması, sosyalist sistemin yanlış olduğunu mu gösterir? Sovyetler=sosyalizm mi? O zaman Küba niye hala yıkılmadı? S.S.C.B.nin yıkılması, sisteminden değil, yönetiminin mücadeleyi unutmuş olmasındandır. Bu mücadelesizlik ve elde edilen ilerlemelerin getirdiği atalet, Gorbaçov gibi bir komünizm düşmanının(ki bunu sonradan açık açık söylemiştir) Sovyetler Birliği Komünist Partisi'nin başına geçmesine neden oldu. Adam da çökertti tabi. Yani S.S.C.B. çökmedi çökertildi. Zaten sistemde problem olsaydı 70 sene dayanamaması gerekirdi. Sosyalizm, köylü ve geri çarlık Rusyasını alıp dünyanın ikinci süper gücü yaptı. Hem ekonomik hem askeri açıdan. Sistem sakat idiyse, bunu nasıl açıklıyorsunuz? Şans mı? Yoksa ''allahın yardımı'' mı?
Veya şöyle soralım; benzer bir operasyon Türkiye'de olsa ve yobaz biri devletin başına bir şekilde geçip cumhuriyeti tasfiye etse, bu durum ''cumhuriyetin artık uygulanabilir olmadığı'' anlamına mı gelir?

QUOTE
bugün Küba bile değişmeye başladı, ilk değişikliği de eşit ücret uygulamasını kaldırmak...

Küba'da değişim olduğu haberleri, Amerikan güdümlü medyanın psikolojik savaş kapsamında yaptığı uydurmalardır. Küba halkı büyük bir ambargoya maruz kalmasına ve küçük bir ülke olduğu için kendi kendine yetememesine, bu yüzden çok sıkıntı çekmesine rağmen kararlı bir şekilde direniyor. Birgün bu direnişi kaybederse bunun sebebi, küçük bir ülkeye uygulanan gayrı-hukuki ambargo olacaktır ama kapitalist tekelci medya, bunu ''sosyalizmin çöküşü'' diye sunacaktır. Ama Küba ayaktadır, çünkü kazanımlarının farkında. Küba Komünist Partisi, S.S.C.B.nin hatasını yapmıyor ve halkın bilincini diri tutarak kitleleri mücadeleye sevkediyor. Küba'da -onca sıkıntısına rağmen- işsiz kimse yoktur, okuma-yazma bilmeyen kimse yoktur, aç kimse yoktur, hastane kapısında geberen kimse yoktur, evsiz kimse yoktur v.s...Bu saydıklarım ''süper güç'' ABDde bile sağlanamamıştır. Kübalılar bunun farkında.
Ayrıca şu da var: Kübe tam bağımsız ve onurlu bir ülkedir, bizim gibi ABD işbirlikçisi yarı-sömürge bir ülke değildir. Bir ülke için onurunu korumaktan, bağımsız olmaktan daha önemli ne olabilir? Tabi bağımsızlığı sadece fiziki işgale uğramamış olmak olarak değil, ekonomik bir bağımsızlık olarak da görmek gerekir. T.C.nin yeni kurulduğu için uyguladığı mecburi devletçi dönemin dışında böyle bir bağımsızlığımız var mı? Yok. Niye yok? Çünkü kapitalistiz, devletçiliği bıraktık.

QUOTE
Bir orta yol bulunmalı, bu orta yol da sosyal demokrasidir ki bu her türlü özgürlüğü içinde barındırır...

Bu ''orta yolcu'' iddian ayrı bir başlık konusu, burada yanıtlarsam çok uzun sürer. Fikirselde ilgili bir bölüm vardı(adı da ''Baykal git artık'' mıydı neydi)

Sevgiler....




Top
Freddie
Gönderme: Jun 20 2008, 09:51 AM
Quote Post


Unregistered










Kitapsız,

QUOTE
Atatürk kapitalist bir düzen kurmadi. demokratik bir düzenin temellerini atti.

Demek demokrasi ve kapitalizm birbirinden farklı şeyler ha! blink.gif İlahi kitapsız smile.gif Ya kapitalist demokrasi olur ya da sosyalist demokrasi. Bunlardan bağımsız ayakları havada bir ''sade demokrasi'' yok ki. Ayrıca Atatürk kapitalist bir düzen kurmadıysa ne kurdu peki? Komünizmi mi? Yok o değil. Feodal düzen de olamaz, çünkü o zaten Osmanlı'nınkiydi. Eee başka düzen kalmadı sad.gif
Peki Fransa, Almanya, ABD v.s. demokrat mı yoksa kapitalist mi? İkisi birden olmasın?

QUOTE
dünyada esi görülmemis bir devrim yapti. hemde halki müslüman olan bir ülkede ve 90 yil önce.

Evet doğru. Halkı müslüman bir ülkede galiba ilk defa bir cumhuriyet kurulmuştu(kapitalist cumhuriyet tabi). Yine halkının çoğu müslüman bir ülkede ilk defa laiklik benimsendi, bu çok önemli bir olaydır. Ayrıca Atatürk'ün yaptığı harf devrimi dünyada eşi benzeri olmayan bir devrimdir. Atatürk çok zeki bir adam ve yetenekli bir liderdir. Marksistlerin değerlendirmeleri ''iyidir'' veya ''kötüdür'' şablonculuğunda değildir. Atatürk'ün cumhuriyeti, laikliği, verdiği kurtuluş savaşı v.s. çok değerlidir ve birer kazanımdır ama kapitalizmi getirmesi, daha sonra kapitalizmin de emek sömürüsü ve emperyalizme bağlılığı getirmesi, komünizme karşı dincileşilmesi v.s. açılarından ise eleştirilecek elbette. Atatürk'ü eleştiren herkes için ''Atatürk düşmanı'' diye düşünmek yanlıştır. Özellikle de sizin Atatürk'ü sevmenize sebep olan herşeyin bizim tarafımızdan da içerildiğini ve fakat aşıldığını farkedebilirseniz. Siz Atatürk'ü neden seviyorsunuz? Mesela aydınlanmacı olduğu için. Biz de aydınlanmanın kralı var ve biz Atatürk'ten daha ileri bir aydınlık istediğimiz için onu eleştiririz. Ama aydınlanmaya hepten düşman olan bir dinci-gericinin Atatürk'e eleştirisi hakaret haline gelecek ve ona düşman olacaktır. Atatürkçülerin, komünistlere ve dincilere karşı tutumlarının farklı olması gerekir(mantıken).
Sosyalizm, kendisinden önceki birikimi inkar etmek değil, kapsayarak aşmaktır. Ama bu aşma faaliyeti, öncekinin buna direnmesini ve muhafazakarlaşmasını, dejenere olmasını beraberinde getirir. Bu noktada eleştirilerimiz de sertleşir. Çünkü o eskinin aydınlık görüşü, artık kararmıştır, kararmak zorundadır. Bunu kabullenememek duygusal tepkidir ve gerçeği değiştirmez. Kemalizm, özellikle aydınlanma açısından, komünizmin sahneye çıkmasından bu yana gericileşmiştir ve gericileşmek zorundaydı da. İsterseniz google'dan Ata'mızın komünizm hakkındaki laflarını bir araştırın. O aydınlık insanın nasıl da dine sığındığını, dini kullandığını görünce küçük dilinizi yutacaksınız. Hala bu düşünceyi(kemalizmi), aydınlanma adına ve ateist halinizle savunmanızı anlayamıyorum. Atatürk aydınlanmaya vurgu yaptı evet ama o dönemin ilerici sınıfını o temsil ediyordu; sonra o sınıf gericileşti. Her düşünce sınıfsal/ekonomik/maddi temeli göz önünde bulundurularak ele alınır. Materyalizm bunu gerektirir, bunu ateistlerin bilmesi gerekir. Ama siz sınıf-mınıf dinlemiyor, maddi temeli umursamıyor ve ''Bana ne bana ne Atatürk böyle böyle dedi, o şöyle şöyle zekidir, aydınlanmacıdır, laiktir'' v.s. diyorsunuz. Bu anlamda islamcıların muhammed konusundaki serzenişlerinin bir benzeri sizde de gözleniyor. Metafizik bir ateizm anlayışınız var.

QUOTE
komunist ülkelerin kadinlari ne kadar cinsel özgür olduklarini, komsu ülkelerde prostitasyon yaparak kanitliyorlar..

Benim söyleyeceğim şeyi, sen bana söylemişsin smile.gif S.S.C.B. döneminde işsizlik olmadığı için başka ülkelere fuhuş yapmaya giden kadınlar yoktu. O kadınlar, Sovyetlerin dağılması ve kapitalizme geçilmesi sonucu patlak veren ekonomik krizlerin ve işsizliğin kurbanı oldu. Sosyalizm bırakıldığından günümüze kadar, Rusya'nın nüfusu tam 6 milyon azaldı. Kapitalizmin getirdiği sefalet, güvencesizlik, işsizlik ve göçler yüzünden. Yani ''Rus kadinlarının cinsel yönden ne kadar özgür olduklarını, komsu ülkelerde prostitasyon yaparak kanitlamalarının'' sorumlusu kapitalizmdir.

QUOTE
rusyada, kadinlarin sadece cinsel özgürlükleri vardi. ama onun disinda baska özgürlügü yoktu

Atma kitapsız din kardeşiyiz biggrin.gif

QUOTE
kadinlarin bütün özgürlüklerine sahip oldugu avrupa, komunist degil. hic bir zamanda olmayacak

Özgürlükler, yalnızca sosyalizm geldiğinde olur diye birşey yok, mücadele süreci içinde de pekçok kazanım elde edilir. Zaten sosyalizmin doğduğu kıta Avrupa'dır, bunun etkisi büyük. Avrupa'da da mücadele eden ve etkili olan sol partiler var.
Avrupa konusunda o kadar emin olma. Sosyal devlet tasfiye ediliyor, haklar bir bir geri alınıyor, banliyöler yanıyor, emekçiler orada da grev yapıyorlar. AB üye ülkelere liberalizmi dayatıyor ve Fransa ile Hollanda'dan sonra İrlanda da bunu referabdumla reddetti.
Sömürdükleri ülkeler bağımsızlaştıkça kendi emekçilerine daha çok yüklenecekler ve bu ekomik değişkenler de kadın haklarını olumsuz etkileyecektir.
Avrupa'daki kadınlara yönelik, aile içi şiddet, ensest, taciz, tecavüz v.b. konulara hiç girmiyorum bile. Ama bak sosyalist Küba için dinci TGRT bile ne yazmış: http://www.tgrthaber.com.tr/news_view.aspx...31-d88996c8a249
Top
mistral
Gönderme: Jun 20 2008, 12:58 PM
Quote Post


Administrator
***

Grup: Admin
Mesaj: 4451
Katılım: 12-March 08
Üye No: 2

Status: Offline


Freddie döktürmüşsün yine... smile.gif

İyice bir okuyum da ona göre hazırlanayım... smile.gif


--------------------
Boşuna kendinizi kandırmayın; sürekli yaptığınız şey neyse siz osunuz...

Aristo

PMEmail Poster
Top
mistral
Gönderme: Jun 21 2008, 15:57 PM
Quote Post


Administrator
***

Grup: Admin
Mesaj: 4451
Katılım: 12-March 08
Üye No: 2

Status: Offline


Freddie, hiç bir zaman kapitalist düzeni savunmadım, zaten mantıklı ve adil düşünebilen biri ezen ve ezilen kitlelerin olduğu bir düzeni savunamaz.... benim söylediğim, insanların mutlu olabilecekleri, hayaller kurabilecekleri, robot gibi yaşamayacakları, kendileri adına başka birilerinin karar veremeyeceği bir düzen... bu da komünizme aykırıdır... bence komünizm artık devrini tamamlamıştır ve bitmiştir... insanların elinden, daha iyi, daha güzel yaşama fırsatı alınamaz, ben neden daha iyi bir arabam olsun istemeyeyim veya neden daha iyi bir evde yaşamak istemeyim filan filan.... Küba da turizme açıldıktan sonra artık sosyalizmi sürdüremez...

Sovyetler çöktükten sonra,bavul ticareti başlamıştı, o sıralar Karaköy rıhtım caddesinde çalışıyordum ve orda Rusya'dan getirdikleri malları ne olursa olsun tanesi 1 dolara satılıyordu... onlardan hep oyuncak alırdım 1 dolara ve benim çocuk çok becerikli bir oyuncak parçalayıcısı olduğu halde ordan gelen oyuncakları parçalayamazdı, hiç çeşidi olmayan, son derece dayanaklı ama aynı şekilde de kaba ve estetikten yoksun mallardı... anlayış bu...

Benim demek istediğim de zaten herkesin refah seviyesinin ve hayat standartının yükseleceği, insanların insanca yaşayacağı bir düzen... toplumların bilinç seviyesi yükseldikçe kendi hayat biçimlerini nasıl yaşamak istediklerini de kendileri belirler....

Komünist bir düzende yaşamayı şahsen istemezdim...

Mesela son yıllarda Latin Amerika ülkeleri cidii bir şekilde emperyalizme baş kaldırdı ve hep sol liderler iktidara geldi, öyle olduğu halde hiç birinde daha sosyalizm kurulmadı, bazı kamulaştırmalar yapmakla yetindiler...


--------------------
Boşuna kendinizi kandırmayın; sürekli yaptığınız şey neyse siz osunuz...

Aristo

PMEmail Poster
Top
Gaye
Gönderme: Jun 22 2008, 18:57 PM
Quote Post


Administrator
***

Grup: Admin
Mesaj: 971
Katılım: 16-April 08
Üye No: 40

Status: Offline


QUOTE (Freddie @ Jun 20 2008, 09:51 AM)


QUOTE
Atatürk kapitalist bir düzen kurmadi. demokratik bir düzenin temellerini atti.

Ayrıca Atatürk kapitalist bir düzen kurmadıysa ne kurdu peki? Komünizmi mi? Yok o değil. Feodal düzen de olamaz, çünkü o zaten Osmanlı'nınkiydi. Eee başka düzen kalmadı sad.gif
Peki Fransa, Almanya, ABD v.s. demokrat mı yoksa kapitalist mi? İkisi birden olmasın?


Sevgili Freddie yazdiklarini ilgiyle okudum, onemli konulara deginmissin..

Yeni kurulan Turkiye Cumhuriyetini gunun kosullarini goz onune alarak inceledigimizde, 1930 ile 1940 yillari arasinda devletciligin on plana ciktigini goruyoruz. 1923 ile 1930 yillari arasinda devlete ozendirici ve duzenleyici rol verildigini okuyoruz, daha sonra 1932' den sonra da kamu kesiminin temel guc haline geldigini goruyoruz. Birakin kapitalizmi, teorik bir uygulama olmasa bile devlet sosyalizmi gorunumu yok mu burada?

Sumerbank'in, Etibank'in vs. kurulusu bu donemdedir..O yillarin ekonomi politikasindaki amac "ulusal" ozel girisimciligi desteklemektedir. "Ulusal"lik, "ozel"likten once geliyordu o donemde..

Turkiye'nin disa bagimliligi Ataturk'un olumunden sonra, Ikinci Dunya Savasindan sonra baslamis, 1960 yillara dogru da isbirlikci geri donusum engellenemez olmustur.

Dedigine katiliyorum; sosyalizmi benimseyelim, Ataturk'u severek elestirelim ancak, elestirimizi yaparken donemin kosullarini goz ardi etmeyelim..smile.gif

Sevgiler

Gaye



PMEmail Poster
Top
0 Kullanıcı bu konuyu okuyor (0 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

Topic OptionsSayfa: (7) [1] 2 3 ... Son » Reply to this topicStart new topicStart Poll


 

Lo-Fi Version
   Script Execution time: 0.8880    12 queries used    GZIP Açık
Son işlem tarihin: A minute ago