Hoşgeldin misafir ( Giriş | Kayıt ) Etkinleştirme E-Postasını Yeniden Gönder



Sayfa: (2) 1 [2]  ( İlk okunmamış iletiye git ) Reply to this topicStart new topicStart Poll

» Bedrİ Baykam, GÖRÜŞ
kitapsiz
Gönderme: Nov 10 2009, 14:57 PM
Quote Post


Administrator
***

Grup: Admin
Mesaj: 10423
Katılım: 12-March 08
Üye No: 1

Status: Offline





‘1 Numara’ya Şaka Yaptım! Sevgili Atatürk,


Bugün Anıtkabir’e gidecek milyonlarla yürümek isterdim. Ama sanat alanında ülkemizi temsil etmek üzere diğer sanatçılarımızla beraber Berlin’e gittik. Yani bugünü senin yanında geçiremediğimiz için çok üzgünüz ama mazeretimizi de en iyi anlayacak Türk tabii ki sensin. Senden sonra son yarım asırda sanata değer veren bir devlet adamı göremedik Paşam... “Devlet” senin açtığın “Resim Heykel Müzeleri”nden sonra bu konuda kış uykusuna daldı gitti! İki hafta önce Sanatçılar Derneği olarak, Kültür Bakanlığı’na verdiğimiz “Yasa tasarısı” parlamentodan geçebilirse belki birikmiş büyük bir ilgisizlik ayıbı örtülebilecek.

Sanki inadına seni anma günümüze koydular bu “açılım” tartışmasını... Lütfen bana sorma “Nedir bu açılım?” diye... Çünkü ne ifade ettiğini hem anlamadım, hem de zaten sana aktarmaya cesaretim yetmez... Yalnış anlama, senin izinden giden Kemalistlerde cesaret eksik değil Atam. Yirmi yıldır kimimiz öldürüldü, kimimiz hapse atıldı, kimimiz işsiz bırakıldı. Ama ne evinin önünde son nefesini veren ak saçlı Muammer Hoca’lar, ne hastalarından koparılan Mehmet Hoca’lar, ne çağdaşlık, bağımsızlık, faşizm ve yobazlıkla mücadele uğruna cop, kurşun yiyen gençlerde cesaret eksikliği var! Her birimiz senin emanetini korumak için her şeyi göze almışız. Ama nasıl ben şimdi sana “üniversite hocası” sıfatını taşıyan bahtsızların, 2000’li yıllarda hâlâ senin o tarihi sözlerini, “Ne mutlu Türküm diyene” cümlesini algılayamadıklarını ve o cümlede “ırkçılık” aradıklarını nasıl anlatabilirim? Sen ise o mükemmel beyninle o zavallılara değil, onları yetiştiremeyen hocalarına kızarsın... Emin ol suç hocalarda değildi. Bugün ne mi konuşacaklar parlamentoda? Eşit vatandaşların, birbiriyle kaynaşmış halkımızı, Avrupa baskısıyla nasıl bölebileceğimizi araştıracaklar!.. Daha fazlasını lütfen sorma. Gel üst localara yerleş ve ibretle izle... Silahlı Kuvvetleri ve CHP’yi de sorma Paşam. CHP tüm direnciyle bu akıl almaz saldırılara göğüs geriyor. Ama hiçbir zaman sana izah edemeyeceğimiz gerekçelerle senin mirasın parçalandığından, bir ara partinin başkanlığını yürüten zat, o kopmalara neden olmasının ötesinde tarikatlarla kol kola girdiğinden, senin deyişinle “serbest münakaşa” yani demokrasiyi hazmedemeyenler yüzünden, CHP eski gücüne sahip değil.

TSK’nin de yorum yapması yasaklandı Atam... Son dönemde ordu-hükümet arasında yaşanan krizi, ne sen sor ne de ben anlatayım... Madem ısrar ediyorsun özetleyeyim: Hâlâ anayasaya göre ülken her açıdan laik. Ama daha önce “irtica” konusunda hüküm giyerek dört kere kapatılan bir yobaz hareketin devamı olan bir “yeni” parti, aynı konudan hakkında açılan davadan tam kapatılıyordu ki, izah edilemez bir kararla 11 üyeden 10’unun kendilerini “antilaik faaliyetlerin odağı” olarak tanımlamasına ve sözde cezalar almasına rağmen, ülkeyi yöneten ana güç olarak yoluna devam ediyor. Hem de nasıl biliyor musun? Anayasa ve Partiler Yasası’na göre kesin bir büyük suç olan irticayı “soruşturdukları” iddiasıyla neredeyse, TSK’nin tüm alt-üst kadrolarını tasfiye edecekler! Evet evet duydum, “Mantıksız bu durum” diye ayağa kalktığını hırsla, ama mantık olayını ne yazık ki herkes çoktan fermuarı bozuk bir cebe kapattı gitti. Senin laik Cumhuriyetinde artık Ankara, karısının başı türbansız bürokrat atamaz hale geldi! Basın desen, sustu ya da satıldı... Senin Cumhuriyetinde artık askerlerin sesi, Avrupa ve “köşe yazarları”nın emriyle kesildi. İmamlar ise konuştukça konuşuyor, parlamento tarikat temsilcileriyle kaynıyor...

Diyorlar ki ortada bir çete varmış ve sen.. o çetenin “1” numarasıymışsın, dedikodular böyle.. İşte bu doğru Atam, sen hep bizim “1” numaramızsın ve öyle kalacaksın... Efendim? Anlattıklarım mı? “Latife”ydi Atam... Sakın bu hem deli saçması, hem kâbus gibi, hem gülünesi absürd hikâyelerime inandığını söyleme, aşk olsun! Beni affet, biraz şakacıyımdır...




BEDRİ BAYKAM

GÖRÜŞ

Cumhuriyet 10.11.2009


--------------------
Türklerin kutsal kitabı NUTUK`tur

user posted image
PM
Top
kitapsiz
Gönderme: Nov 17 2009, 06:24 AM
Quote Post


Administrator
***

Grup: Admin
Mesaj: 10423
Katılım: 12-March 08
Üye No: 1

Status: Offline





Berlin’de ‘Çağdaş Türk Sanatı’ Dalgası


Geçen hafta Berlin’de “Istanbul Next Wave” başlıklı Türk sanat çıkarması yaşandı. Tabii ki Türk basını yine bu konuyu yeterince duyurmanın çok uzağında kaldı.

Sergi açıldığı zaman bunun kremasını yiyen çok sayıda “resmi kravat” olsa da, yükün en önemli kısmı küratör Çetin Güzelhan’ın omuzlarındaydı. Serginin üç yıla yayılan hazırlıklarının çoğunda yanında olduğum için çok iyi biliyorum. İlerleyen sürede Berlin Akademisi Küratörü Johannes Odenthal’den aldığı destek de projeyi yaşama geçiren ateşleyici oldu.

Peki, bu sergi neden bu kadar önemliydi? Türk sanatçılar arasından birçoğumuz yurtdışında önemli galeri ve müzelerde, bienallerde yapıtlarını sergilemiş, uluslararası yayınlara alınmıştık. Ama çağdaş Türk sanatı, ilk defa böylesine büyük bir sergide, “Batı Sanat İmparatorluğu”nun en önemli üç ülkesinden birinde, bu geniş kapsama alanıyla beraber sunuldu.

Almanya’nın en prestijli noktalarından Türk sanatının aldığı bu “tescil” basit bir “halkla ilişkiler” faaliyetinin çok ötesinde derin anlamlar taşıyor.

Bundan 25 sene önce, San Francisco Modern Sanat Müzesi’nde dağıtmış olduğum “San Francisco Manifestosu”, Batı sanatının tüm egemen ülkelerini kültürel emperyalist bir tavırla salt Batılı sanatçılar üstünden önyargılı bir tarih üretmekle suçluyordu. “Modern Sanat Tarihi, Batı’nın Bir Oldubittisidir” başlığını taşıyan manifesto, o doğum anlarında kimilerine komik ve sürrealist duran bir karşı çıkıştı. Edward Said’in siyasal iktidar tarihinin analizleri üstünden Batı’nın sömürgeci tavrını deşifre eden “Oryantalizm” kitabı henüz birkaç sene önce yayımlanmıştı ve “çokkültürlülük” furyasına da daha 6-7 yıl vardı. Dünya sanatının pastasını tabii ki Fransa, ABD, Almanya, İtalya, İngiltere yiyecekti ve bizler de istisnalar dışında bunu hayran gözlerle gıptayla izleyecektik. Hangi hakla şimdi birileri “Böyle gelmiş böyle gider” düzenini sorgulamaya kalkıyordu?

O sergi ve sempozyumdan itibaren bu manifesto epey tartışıldı. Dünyanın önemli dergilerine, gazetelerine konu oldu. Daha sonra “Maymunların Resim Yapma Hakkı” kitabım mücadeleyi Batı’ya anlattı. Köprülerin altından çok sular aktı. Çağdaş Türk sanatı yavaş yavaş dünyada hak ettiği yere doğru gelişti. Devletin “sıfır” yardımıyla, hatta devlete rağmen başarılan bu ilerleme, özel koleksiyonerler ve Türk sanat ortamının kendi ilişki ve işbirlikleriyle gerçekleşebiliyordu. Bizim “insan ömrü”nde uzun bir süreç olan çeyrek asır, dünya tarihinde çok çok kısa bir süreç. Bu 25 yılda sağlanan sonuç(lar), o günlerden itibaren savunduğum “Tarih yeniden yazılacak ve bu dayatmalar aşılacak” görüşünün haklılığını ortaya çıkarmaya başladı. O günlerde bu riski alırken, İsmet İnönü’nün “Yeni bir dünya kurulur ve Türkiye de burada yerini alır” sözlerinden ve Mustafa Kemal’in antiemperyalist mücadelesinden esin almadığım düşünülebilir mi?

Bu büyük Berlin çıkışı kapsamında yer alan üç sergiyi, yani Martin Gropius Bau’daki İstanbul Modern koleksiyonunu, 17 kadın sanatçımızın yer aldığı Akademie Pariser Platz sergisini ve benimle beraber Altan Gürman, Balkan Naci İslimyeli, Şükran Moral, İrfan Önürmen, Halil Altındere’nin yer aldığı Akademie der Künste Hanseatenweg’deki “Türkiye’den Eleştirel Sanat, Altı Kritik Pozisyon” sergisini, keşke Almanya’da yaşayan tüm Türkler görebilseler ve önyargı ile mücadele güçlerini ikiyle çarpabilseler!

Almanlar da belki bu sergi sayesinde mesela Deniz Gezmiş’in kimliğini 40 yıl gecikmeyle keşfedip, Avrupa’da yayımlanan hiçbir 68 kitabında Türk 68’ine yer vermemeleri gibi bir ayıbı örtebilirler!

Geçen cumartesi Akademi’de düzenlenen panelde, Türk sanatçıların hangi akıl almaz zor şartlarda ürettiklerini göz önüne alarak, ayaklarına taş bağlı, aç susuz koşturulan atletlere benzediğimizi, gerçekleştirilenlerin bir mucize olduğunu anlattım.

Şimdi sıra bu çıkarmayı başka diyarlara ihraca geldi. Güzelhan açılıştan sonra Moskova, Varşova ve Paris’in bu sergi için gündemde olduğunu söyledi. Mustafa Kemal’in o dev kültürel devriminin sonuçları, Berlin’den sonra dünyayı gururla gezebilmeli. Ülkeyi ortaçağ girdabına sokmaya çalışan malum güçlere rağmen bu adımın gerisi gelmeli.




BEDRİ BAYKAM

GÖRÜŞ

Cumhuriyet 17.11.2009


--------------------
Türklerin kutsal kitabı NUTUK`tur

user posted image
PM
Top
kitapsiz
Gönderme: Nov 24 2009, 15:07 PM
Quote Post


Administrator
***

Grup: Admin
Mesaj: 10423
Katılım: 12-March 08
Üye No: 1

Status: Offline




Dersim ve ‘Medyokrasi’ Ateşi


Aman Allah’ım, neler okuduk neler! Dersim’de yaşananları herhalde Öymen sayesinde yeni keşfeden bir sürü yeni yetme “medyokrat” (yani “mediocre” - yetersiz medyanın sözde demokrat papağanı) müthiş makalelere imza attılar. Öymen hep böyle konuşup gaflar yapmalıymış, tarihte hiçbir şey örtülemezmiş, iyi ki bu sayede CHP’nin gerçek yüzü ortaya çıkmışmış, Dersim’de siviller(!) zarar görmüşmüş, bunlar cumhuriyetin kara delikleriymiş ve daha neler neler…

Hadi profesyonel cambazları ve malum “taraf” gazeteleri geçelim. Medyanın ortadaki kesiminde de artık bu ucuz fırsat konvoyuna atlayan onca yorumcu var. Bakın Akşam’da bir “Akademisyen” hanımefendi neler demiş; “Sakın siz özür dilemeyin Sn. Öymen, zira Türkiye Cumhuriyeti’ne büyük bir hizmet yaptınız ve görülmesin, bilinmesin, duyulmasın diye sandığa kilitlediğimiz, yok sandığımız bir ayrıntımızı gün yüzüne çıkarttınız.”

Bu dostlarımız için tarih medya kulelerinde yaşanıyor herhalde. Kulaktan dolma bilgiler, bir-iki Google araştırması ve hemen en zıpkın şekilde duruma el koyup Öymen’e, CHP’ye “bindirme” ve Cumhuriyete, hatta Atatürk’e en hafifinden “sataşma”.

***

En büyük ortak noktaları, oportünizm ve anakronizm: Bugünün şartlarıyla geçmişi eleştirmek, nerede bir yangın olursa, linç kültürü ile üzerine yürümek, geçmiş üzerinde bilgi sahibi olmadan en ukala fikirlere sahip olmak…

Çok teşekkürler! Sizin sayenizde Alevi kardeşlerim Dersim’i öğrendiler!! Onlar ki Türkiye’nin en Atatürkçü grubudur, onlar ki Hz. Ali ve Atatürk’ün resimlerini hep beraber asarlar, onlar ki Tunceli’de hep CHP’yi öne çıkarmışlardır, onlar ki yobazlığa geçit vermezler, ülke bütünlüğüne, Atatürk Cumhuriyeti’ne sahip çıkarlar, sayenizde 1937-38 Dersim İsyanı’nın nasıl bastırıldığını öğrendiler!

M. Kemal ve arkadaşları sürekli olarak diken üstünde yaşadılar. Ata’ya suikast entrikaları, Şeyh Sait’ler, Menemen’ler, Dersim’ler. Bugün Cumhuriyetin tüm nimetlerini kullanan -hem de günümüz şartlarında onlara korkaklıklarıyla ihanet eden- kendini bilmezler, utanmasalar, Atatürk ve silah arkadaşlarını soykırımcı ilan edecekler! Bari kalkın, yaşayan Kurtuluş Savaşı gazisi bulursanız, onları da yargılayın, “Sizin ne mal olduğunuzu biliyoruz, kaç Yeni Zelandalı genç kestiniz?” diye!

Dersim İsyanı’nın en haşin bastırılma anlarında komutada kim vardı? Celal Bayar! Bu da işin bu bahtsız bataklığa saplananlar açısından şanssızlığı! Seyit Rıza’nın İngilizlere yazdığı vatanı satan mektupları yok mu sayacaksınız? Tarihte kanlı isyanlara hoşgörü ile bakıp, şehit edilen onlarca askerinin ardından zeytin dalı uzatmakla yetinen ülke mi arayacaksınız?

Bugün bu yaygarayı koparanlar ve şürekalarının çoğunun Madımak’ta aydınlarımız yakılırken tepkileri neydi, hatırlıyor musunuz? “Aziz Nesin suçlu, o provoke etti” diyordu koca beyinli(!) medyokratlar!

***

Peki Öymen hata yaptı mı? Bence evet. Kelime seçiminde, zamanlamada, örneklemede hata yaptı. “Analar Ağlamasın” sloganını kendisine karşıt alması, son derece yanlıştı. Saldıranlar anakronizm dolu ise Öymen de seçtiği dille en az onlar kadar uyumsuzdu. Çünkü bugünün gençlerini kendisinden fersah fersah uzaklaştıracak daha iyi bir yol seçemezdi. Özellikle liberal medyokrasi “sağcı faşist CHP” imajını körüklerken!

Baykal’ın parti içinde yangını erken söndürememesi, CHP’nin olaylarda diğer eksi puanıydı...

İşte bu gergin ortamda, Alevi gençlerin ivedi olarak bu tuzaktan sıyrılıp, yobazlara yarayan tepkilerini söndürmeleri lazım. Evvelsi gün Viyana’da, Kılıçdaroğlu’nun konuşmasında çıkan provokatif olaylar çok tehlikeli. Bu tavır ve bölünme Alevilerin miraslarına ihanet olur. Çünkü herhalde gerçekten canları olan Atatürk’ün bu Cumhuriyeti ne mücadeleler pahasına kurduğunu, bu şanssız kasım ayında öğrenmediler! Ah, Onur Bey ah... Diplomasiyle siyasetin farkı bu mu dersiniz?





BEDRİ BAYKAM
GÖRÜŞ

Cumhuriyet 24.11.2009


--------------------
Türklerin kutsal kitabı NUTUK`tur

user posted image
PM
Top
0 Kullanıcı bu konuyu okuyor (0 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

Topic OptionsSayfa: (2) 1 [2]  Reply to this topicStart new topicStart Poll


 

Lo-Fi Version
   Script Execution time: 0.0525    12 queries used    GZIP Açık
Son işlem tarihin: A minute ago