Sevgili nonagam, saygıdeğer admin arkadaşımız.Mesajların mod (moderatör olmalı) kontrolüne alınarak, uygun görülenlerin yayınlanmasına lütfedilmesini öneriyorsunuz anladığım.
Adına sansür denilen bu uygulama ülkemizde yıllardır sürmekte, sinema filmleri sansürlenerek konusu bile anlaşılmaz hale getirildi zaman içinde. Resim sergilerindeki nü resimler kapatıldı, gazetelerde kadın memeleri bantlandı,televizyon ve radyolarda bazı söylemlerin münasip görülmediğini aralardaki uzun boşluklardan anlardık.Şehirdeki billboardlarda mayolu reklam fotoğraflarındaki kadınların orası burası boyandı.
"Sansür kurulları" .Kimdir bunlar, hangi üstün sanat, hayat bilgileriyle, kimleri ve neden koruma altına almak için sansürlerler ve duymamızı, görmemizi yasaklarlar bazı şeyleri. Sübjektif nitelikteki ahlak anlayışının, kişilere,toplumlara, ülkelere, yörelere, bölgelere ve hatta zamana göre değişkenlik gösterdiğini biliyoruz.
Kimse, bir başkası adına neyin iyi neyin doğru olduğuna karar veremez.
Moderatör tarafından yazılanların denetlenmesi fikrine karşı çıkarım.
Site, kendi kendisini denetler. Bir üyenin yazısını beğenmeyen, sosyal, ahlaki, dini....değerlerine aykırı olduğunu düşünen üyeler karşı yazı yazarlar. Musco'nun yazılarından şikayetçi olanların da bu şekilde yapmalarını tercih ederdim , ancak, sitede son zamana kadar bu konuda bir tek eleştiriye rastlamadığımı da söylemek isterim.
Sonuçta burası bir forum ve tartışma sitesi."Kadın ve din" başlıklı olmasına karşın, konu ile ilgisiz olabilecek alt başlıklarla yeni topikler açılıyorsa, buralara yazılacak yanıtlara karşı da hoşgörülü olmamız gerekecektir.
Yazılarının mod denetiminden geçirilip, münasip görülürse yayınlanması önerisinin Freddie tarafından kabul edilmediğini yeni öğrendim.Ve söylemeliyim ki, bu teklifi reddetmesini de saygı ile karşıladım. ben de olsam aynı tepkiyi gösterirdim.
Freddie nin hatta kimi arkadaşlarımızın fikirlerini kabul etmeyebiliriz ,hatta çok da kızabiliriz. Ama,sırf kızgınlıkla ve dövemediğimiz için bu genç arkadaşları dışlamanın doğru olduğuna da inanmıyorum.
Freddie ve musco'nun esprilerini gülümseyerek okuyor oluşum, Atatürk karşıtı ve belden aşağı esprilere gülecek kadar düşük ahlak anlayışına sahip biri olduğumu göstermez. Musco'nun siyasi suç yerine adi suçtan hapis yatmış olması da O'nu kaka çocuk yapmaz.
Onaylamıyorsak, yanlış buluyorsak tartışarak çözüm getirmeliyiz. Sansüre kesinlikle karşıyım.
Konu hakkındaki düşüncelerimiz benzer. Aynı değil gerçi

Denetim olmamalı derim ben, aslen. Daha bile aslen, pek çaktırmasam da, kendini bireyci anarşistten sayan biriyim, klasik anarşizimden farklar içermek ile birlikte karar alma mekanizması üzerinde her tür sınırlamayı reddetmekte ortaktır, hatta kolektivizim şartını da açıkca reddeder bu akım.
Fakat, şöyle bir sorun var: başkaları denetim istiyorsa, daha kötüsü, eninde sonunda bir şekilde denetim, bir şekilde seçilim gerçekleşiyorsa, ne yapılacak?
Devrime kadar bekleyecek miyiz? Ben devrime inanmam, ancak bir evrim işe yarayabilir, ondan da teorik umudumu bile kestim keseceğim...
Düzensizlik içeren işlerden uzak mı duracağız, hiç mi bulaşmayacağız? Hayatımın önemli bir kısmını, yaklaşık 15 senesini (ki hepi topu 23 yaşındayım zaten

) böyle geçirdim... Çok büyük iki sorunu var: pratikde, gündelik hayatta ve psikolojide epeyi bir yıkım getiriyor yanında, üstüne kavramsal olarak da, bu yol yine bireysel karar alma hakkından vazgeçiştir. Vazgeçmemek, "oyunu kuralına göre oynamaktan ise hiç oynamamak" üzre bir vazgeçiştir, lakin eninde sonunda vazgeçiştir. Eee, döndük mü başa?

Daha da kötü bir problem var şimdiye kadarı kapsayan: kişilerin denetim hakkı yok mudur? Hadi, diyelim ki kendini aşkın bir denetim kuramaz, lakin kendi yaşam alanını kurup orada dilemine göre denetim kurma hakkı yok mudur? "Ben şöyle bir yerde duracağım, ve oralarda duran başka şeyleri seçeceğim" diyemez mi, kendi dünyasını kuramaz mı hiçbir şekilde? Kendi karar alma hakkımı, kendi dünya görüşümü gerçeklemek üzre kişilerin kendi denetimlerine -eninde sonunda, bir anlamda- saldırmam kendi tezim ile çelişmez mi?
BU yazı çok uzayacak böyle, devam edeceğim ama, ana konuya hemen bir atıvereyim ben unutmadan:
Ben, şimdilik, çözümü seçim hakkı ile açıklamakta buldum. Bunun için de kavramları epeyce zorlamak gerekiyor gerçi ya, elimden daha iyisi geliyor değil.
Kanaatimce, bir kişinin forumdan uzaklaştırılmasından ise önseçilim sağlayabilecek bir duvar arkasında olması yeğdir. Nitekim biri tamamen ortadan kaldırmadır, her tür yazısını ve her tür yazma imkanını tamamen yok etmektir. Ve hiçbirşey yapılmadığı sürece, olaylar kendi akışına bırakıldığı sürece, eylem eylemsizliğe baskın gelecektir, denetim savı ve uygulaması denetimsizlik söylemlerinin ayaklarını yerden kesecektir. Kesiyor da.
Bunun ile birlikte, kimse söylemediği birşeyi söylemeye zorlanmamalıdır, bu hiçbir şey söylememeye zorlamaktan daha "kötüdür", nitekim söylemediklerini söyleyen sorumluluk yıkar. Bu neden ile, herhangi bir eseri ortadan düzenlemekten ise aynı ortamda bulunmamayı seçmek yeğdir.
Düşündüğüm uygulamada, herhangi birinin herhangi bir eserini önceden editleme fikrinde değilim. Yalnızca, ola ki bir rahatsızlık çıkacaksa ve işlerin sonu "ya burada kalır, yahut burası bana uygun bir yer değildir"e çıkacak ise, ve "suyun en rahat aktığı yol" kişileri forumlardan uzaklaştırmak ise, bu öylecene gelmiş öylecene de gidiyor ise, önceden "bu yazının şu kısmını düzenlemeniz mümkün ise ancak yayınlanması mümkün olabilecektir" uyarısı hem eldeki sorunu kısır döngüsünden çıkarabilecek, hem de herkesin seçim hakkının -çeşitli nebzelerde olsa dahi- gerçekleştiği bir yol olacaktır.
Bir farketmez var burada, bu yolu açıklamayı da ona dayandırdım zaten: kişi ya siteden uzaklaştırılacaktır, ya da bu yoldan gidilecektir, ki bu yolda gitmek veya kalmak, yazmak veya yazmamak kendi seçimidir. (Daha dolaylı baskılara hiç girmiyorum, sonra açılır, orası çok karıştırıyor konuyu)
Bu arada, "lutfetmek" demişsiniz. Bu tepkiyi almaktan korkmuştum ve -affına sığınarak kendisinden alıntıda bulunacağım- Freddi de doğrudan bu tepkiyi verdi. Ben bu bağlamda herhangi bir şey lutfettiğim yahut lutfedebileceğim fikrinde değilim.
Fakat, o yoldan gidildiğinde birşeyler lutfediyor olacaksam, mantıken, her an sitenin tüm üyelerine yazılarını tutmayı lutfediyorum demektir, nitekim her an hepsini silebilirim. Hem pratik adına, hem tanımsal olarak hoş bir farketmez bu, hem o yolu seçsek de birşey değişmeyecektir, hem de lutfetme tanımı buradan değildir, nitekim buradaki bir değişiklik yeni bir tanım gerektirmiyor.
İşin aslı, açıkca, ola ki birşey lütfediyor isem bunun hepi topu yazılarımdan ibaret olduğu fikrindeyim; okuyan herkese istediği algı sınırına hapsetmesini lutfediyorum. Bu, aynı zamanda bana lutfediliyor da. İşin aslı, lutfetmek kelimesinin aşalayıcı bir izleniminin var olduğunu olduğunu sanıyorum, lakin kendim öyle bir algıya sahip değilim, o kısmını cevaplamak için özellikle üzerinde durmam gerekir o neden ile, henüz zamanı değil lakin, zaten yine fazla uzattım ben.
nonagam
22nd October 2008 - 01:51 AM
Diğer yandan, başka bir paradigmada sizin yolunuz daha uygun, amenna.
Nitekim, tarafların seçim hakkını dengelemiş olsam da, hala etkenin ortadan kalkması sorununu çözebilmiş değilim. Etken ortadan kalktığı sürece de, değişim duracaktır, ilgli konularda hiç değilse. Hiçbir zaman söz konusu pürüzler doğal yollar ile törpülenemeyecektir.
Bu doğru, lakin, değişim yeğlediğim olsa da, temelim değildir; temelim "kişisel karar alma hakkının ve kişisel sahipliğin dokunulmaz olduğu" üzre ve insan ile ilgili sadece felsefe sorunları bu savımdan önceliklidir. Zaten gelişim rahatlıkla, hatta belki daha bile rahat, faşizan yöntemler ile sağlanabilir de. Bu bir forum için abartılı bir ifade olarak görülebilir, olabilir, lakin faşizmden anlaşılanın tekrar değerlendirilmesini tavsiye ederim o halde.
Ve ayrıca, kişilerin pürüzlerden "alarga durmak" hakkı da vardır, ki yine başa döndük, işte
nonagam
22nd October 2008 - 02:03 AM
Toptan bu arada, bu tamamen kişisel:
Şu bikaç hafta benim için sürprizler ile geçti, hepsi özel hayatıma dair şeyler gerçi, forum ile değil. Biri ile "daha bunun ötesi olmaz her hal, buralarda ortalama ile ortak kavramlara empati kurabilirsem zaten varabileceğim en üst sınır olacaktır" diye iddiaya girmiştim o ara.
O kazandı: kırk yıl düşünsem birinin bana sansürcü diyeceği aklıma gelmezdi. "Hayat"ın şaşırtma gücü tahminlerimin tahmin ettiğimin de ötesinde, belli ki
SwaN
22nd October 2008 - 02:23 AM
Epeydir aktif olmadan uzaktan takip ediyorum.
Aslında bu başlığa ilkin, başlığın adından dolayı
yazmak istemedim. Yanlış anlaşılmasın, sadece Türkçe'nin
maruz kaldığı bozulma konusunda takıntım olduğu için.
Zira, "DUMUR" kelimesi bu şekilde ve bu anlamda kullanılmaz.
"DUMURA UĞRAMAK" gibi bir deyim vardır ve, körelmek anlamını
taşır. Çok şaşırtıcı anlar için zamanenin kullandığı şekline anlam veremiyorum
bir türlü. Bu nedenle ukalalık yapmayım dedim ama heralde
fazlasıyla yaptım yine de
Neyse, işin öbür yanı da, başlığın geldiği son durum
Yine yazmayım dedim ama haddimi aşarak iki çift laf
etmekten kendimi alamadım.
Şimdiiiiiii, sadede gelerek diyorum ki, keşke insanlar klavyenin başına
geçtiğinde biraz daha dikkatli olsalar da herkes huzur içinde hem okusa hem yazsa.
Bir de zaten olan olmuş söz hakkı kalmayanın arkasından da konuşulmasa
daha bir hoş olmaz mı
kitapsiz
22nd October 2008 - 03:01 AM
bohemraps,
bu gidenin ardindan konusmaktan cok, uygulamanin dogrulugu yada yanlisligi tartismasina döndü.
bende buradan kimsenin dislanmasini istemiyorum.
ama böyle taciz edici durumlarda, benim burayi terkedesim geliyor.
kitapsiz
22nd October 2008 - 01:02 PM
musco sapigi, MANTIK forumu pisligine alet ederek baslik acmis. ( bu tavri bile onun ne ahlaksiz ve SINIRSIZ bir sapik oldugunu gösterir. forumlar bu yawsagin yawsakliklarini anlatmasi icin vardir )
buradan defettik, simdi oradan havliyor.
kendini igrenc ve adi laflarla aklamaya calirken dahada batirmis.
editledigim yazisi efendice cekip gitme yazisiymis da, ben sanki kötü bir sey yazmis gibi carpitmisim.
ulan yawsak!!! ( sen bu sözü fazlasi ile hak ettin ) sen oraya alenen igrenc ifadenle forumunuzun icine ... diye yazdin.
millet beni cok iyi tanir ve böyle bir iftiraya tenezzül etmeyecegimi de cok iyi bilir.
ama sen yazi orada degil diye, ne menem bir halt oldugun bütün yazilarinda acik oldugu halde, ben öyle degilim, pek terbiyeli yazdim, diye kiviracak bir yawsaksindir.
ayrica seni ben adi suclu ilan etmedim. sucsuz birinin mahkemesi 9 ay sonra yapilmaz. sucsuz birinin mahkemesi yapilana kadar, önce 9 ay kadar hapiste yatirilmaz.
senin adi oldugun hapishane jargonu adi yazilarindan belli.
ayrica, burada üyeler, bu yawsak!!! yazmayinca, aman musco nerelerdesin diye bu yawsagi ararlarmis..
burada bir tane bile böyle bu yawsagi arayan özleyen yazi yoktur. bu yawsagin hayal ürünüdür.
bu bayagi yawsagin burada yaptigi, kadinlari taciz etmek ve orasini burasini göstermektir.
defedilmistir ve bundan sonra hic bir igrencliginede yanit verilmyecektir.
mantik forumada yawsakligini bulastirmak icin üye olmaktan cekinmeyecek kadar yawsaktir.
iyiki gecde olsa defedilmistir.
aslinda botanicale cinsel tacizlerde bulundugunda defedilmeliydi bu sapik.
mistralede cinsel sapiklikla saldirana kadar beklememeliydik.
fazla iyi niyetli davrandik. böyle yawsaklara daha sert olmali aslinda.
mitch
22nd October 2008 - 02:46 PM
Dumur anı! Evet dumur anı bazı atkadaşların yoğun gayreti ve üstün çabalarıyla bizleri dumur etmiş durumdadır.
Şöyleki: ilk önce ben kendimi arz edeyim. neredeyse 15 gündür sitenin içine edilmesinden dolayı, arka sokakları tercih etmiştim.
Birtürlü içeriye girip bakmak, bişeyler yazmak, ve asmak içimden gelmiyordu. Ama bunun nereye kadar varacağını'da merak etmiyor değildim doğrusu, neyini merak edebileceğimi sorabilirsiniz, oda şudur: mesela insanın bir edepli birde edepsiz yönü vardır, ama nedense edepsiz yönleri daha cazip gelir ve ön plana çıkar. neden? çünki insanlar bundan zevk duyar.
Bu hep böyle olmuştur. bastırılmış duygular açığa çıkar. Böyle durumdaki ben olsam ilk fırsatta karşı cinsime sözle taciz, veya elle taciz yolunu seçerdim, ama sözle tacizin yeri bir başkadır sanırım.
Herkesin'de bundan zevk alacağından eminim. Sitenin 15 gündür gidişatı sanırım bu yöndeydi. benim algıladıklarım bunlardı. ve gerçekten bazılarımızın anlattığı gibi bu yazılardan zevk alma arzularım kabarmaya başlamıştı içimde, hatta bir gün dedimki, gireyim, onlayn olayım bende bir anımı anlatayım, belki'de çok seveceklerdir diye düşünmüştüm.
Hatta epeyce, 2 sayfa kadar yazmış, sonra tekrar okuduğumda ise, çok yanlış olabileceğini düşünerek bundan vaz geçmiştim.
Aslında yazdıklarımdan çokta zevk almıştım. okuyanların'da alacağından gayet emindim. İnanmazsınız dahada etkili olması için alıntılarla dahada zenginleştirip, herkesin beğenisine sunmaktı arzum.
Fakat yazdıklarımı tekrar okuduğum'da ise, Hem çok zevkli:)Hem çok sinir bozucu olduğunu gördüm. Ve bununla nereye varılabileceğini düşünmeye başladım. sitede gerçekten tanıdığım, sevdiğim, saygı duyduğum, değer verdiğim, nezih insanlar olduğunu düşünüp aklıma getirince'de, bunun çok yanlış olabileceğini sonucun'da çok utanabileceğimi, ve bunlara çok saygısızlık yapmış olabileğimi düşünerek vazgeçtim. sonrada sanki yapmış gibi pişmanlık duymaya başladım.
Ve aklımdan şu geçti, ey! şehvet duygusu kabarmış terbiyesiz insan, sen nelere kadirsin! Gerrçekten herşey biranlık, sonucu tamir edilemeyecek bir çıkmaza sürüklenmek işten bile değil. peki buna sebep neydi? Toplumın belli kuralları vardır bunlara uyulmazsa kaos yaşanır.
İşte onun için bu kurallar konulmuştur. bunlardan birisi'de ahlak düzenidir. Hepimiz buna uymaya mecburuz. Ha, uymazsak neler olur? o toplum bir düzensizlik içinde yok olmaya mahkum olur. Bizim sonumuzun buraya varması kadar'da doğal olabilecek bir sürece girmiştik bile.
Ben bu sitenin ayakta kalmasını belkide sizden çok fazla isteyenlerdenim, çünki burada çok iyi dostluklar oluşturdum. dahada oluşturacağımdan eminim, ve en önemlisi'de bayanların kendi duygularını ifade edebilecekleri bir site. Üstelikte bir kitapsız, bir mistral, bir baoanical ablalarım var ki! istediğiniz soruların cevaplarını alabiliyorsunuz.
Yazılan iletilere gelince. herkonu, açıldıktan bir süre sonra başka bir mecraya doğru kayıyor, sanki bilerek kaydırılıyor. Bence bunun böyle olması normal sayılabilir, laf lafı açıyor misali, fakat raydan çıkma gibide bir hal aldığı çok yerler'de var. Genelne bu durum bir çok konuda yaşanmış durumda. Bakıyorum'da o raydan çıkma konusu nedense hiç değişmiyor. hep aynı cinsellik işleniyor.
Tamam bu konuda bir başlık açılmış ve ona yorumlar şeklinde devam ediyor olsa anlayacağım, fakat, her konunun altına iğneleniyor. ben bunları okumak zorunda değilimki. benim gibi sanırım çok kişde aynını düşünüyor ki sitenin grafiği belli şekilde düştü.
Sizi temin ederim, ben ve yaşıt arkadaşlarım çok deli dolu olmamıza rağmen bu yorumları daha önceki devamlılık gösterdiğimiz sitelerde yaşamadık. Hatırlıyorum'da bir keresinde tanıştığım bir kız arkadaşımla başımdan geçen bir olayı, benim çok nezih sandığım bir şekilde anlatmış, ve uyarı cezası almıştım. olayda şu idi: Lise hayatımız bitmiş, öss ınavlarına hazırlanmış, ve günü geldiğinde'de sınavlara girmek üzere o sabah evden yanıma'da bir sürü çikolata ve su alarak evden çıkmıştım. Otobüs durağına inmiş bir süre bekledikten sonra tıklım tıklım dolu ötobüse kendimi atmış sanseviç şeklinde ilerliyorduk.
Birden solumdan bir dirsek yediğimi farkettim. o tarafa döndüğümde kumral saçlı dünya güzeli bir kızla karşı karşıya geldim. Bana o kadar yakındı ki sanki teni tenime değer gibiydi. Saçları yüzüme vurmuş misler gibi kokuyor sabah mahmurluğumu alıp gdiyordu. Boyun kısmında ise hafif bir parfüm kokusu duyabiliyor ama ben saçlarının kokusunu tercih ediyordum. Birden sıkıştırmasana sesiyle kendime geldim, aklıma gelen ilk kelime ise o malum fortçuların kullandığı meşhur söz! itiyorlar ne yapabilirim ki! Ben size demedim. ben: ??? Birsen: ya lütfen itmeyin. Ben olayı kavramıştım, birsen makasa gelmiş feci şekilde fortlanıyordu.
Hemen bikaç kişiyi aralayarak birseni yandaki yaşlı amcayla ikimizin arasına çektim, birsen olayı anladıktan sonra teşekkür etti ve aramızda sıcak bir iletişim sağlanmış oldu.
otobüste pek bişey konuşamadık ama birsen bana güvenmişti ve o güven hissi sanırım bana dahada yaklaşmasına deden oldu.
Otobüsten sırayla indiğimizde ise onu aşağıda beni bekler bir şekilde buldum. Sanki üzerinde o ilk çekingenlik kalmamış bana hemen birşeyler soracak tavrı vardı, ve ilk konuşan'da o oldu. bana nerede sınava gireceğimi sorduktan sonra henüz yer olarak bilemediğimi söyledim ve beraber aramayı teklif eden yine o oldu. Etraf çelik kuvvet kaynıyordu, Onları görünce Sınav önces endişe, ve karamsarlığım yeniden geri gelmişti.
Ama yanımda artık birsen vardı, Ve ne acı tesadüf ki aynı salonlarda sınava giremedik. Sınav çıkışında hemen buluşup bir kafeye girerek açlığımızı da giderdikten sonra bir otobüsle sahile yakın ilk durakta indik. ben hemen iki çıtır simit daha alarak ve çantamdan'da bir çikolata çıkartarak birsene uzattım, bana kendisi için bunların çok olabileceğini şimdi yemek istemediğini söylediğinde ben kendisine çukulatayı hemem yemesini simidi ise daha sonra yemek üzere çantasına koymasını söyledim. dediğimi derhal yapmıştı.ayrıca istediği kadar susayabileceğini bende çok su olduğunu da ihmal etmemiştim. ve şişenin birini eline tuturmayıda ihmal etmedim.
O akşam birseni oturduğu sokağın başına kadar getirmiş sokağı boş görünce'de kapıya kadar eşlik etmiştim. Ertesi gün buluşmak üzere konuşup ayrıldık. takip eden günlerde çok iyi anılarımız oldu, bunlardan birisi ise size bu hikayeyi anlatmama sebep olan o yanlış anlama idi.
O gün birsenle yine buluşarak sahile inmiş bir bankta ourmuş konuşuyorduk, birsenin üzerinde hafif dekolte diyemeyeceğim bayaa cesaret isteyen ince askılı bir giysi vardı, yine çıtır simitlerden almış denizden gelen ve içimize çektikçe bizi acıktıran iyot kokusu eşliğinde ısırıklarımızı atıyorduk, taki o talihsiz an başıma gelene kadar.
Birsen çıtır ve çok gevrek olan simidi ısırır ısırmaz kırılan parçalardan ayrılan kırıntılar, gözlerimin önünde birsenin görünen sütyeninin içine doluşmuşlardı. hemenn bana baktı ve sonrada etrafına, ben şimdi ne yapıcam dedi, bende çıkar temizle dedim, aniden yüzüme dik bir bakışla fırsatmı kolluyorsun dedi, hayır ama fırsattan'da yararlanmak lazım diyerekn kendimce bir espri yaptığımı düşündüm. ve açamaz! açamaz! açamaz! şeklinde 3 nida daha patlattım. İkinci dik bakış ise biraz daha sert olmuştu, şaka kaldıramayacağını anlamıştım.
O günümüz tatsız geçti ve birseni üzmüş olmamın ezikliği birazda utanmışlığımla bir daha görmadim. Ben bu konuyu bu şekilde anlatmış sonunu şaka yaptık diyede bağlamıştım ki o şaka kelimesi site admini tarafından başka yönlere çekilmiş. ve beni siteden atmaya varan tartışmalara kadar gitti, sonunda masum olduğum anlaşılmış olmalıki otomatik olarak 5 günlük bir süreden sonra tekrar siteye kabul edilmiştim. aslında ortada bir ceza yoktu, tereddütle geçen bir 5 gün dü bu, ucu tabii yine bana değdi.
Yani demek istediğim diğer sitelerde bizim site kadar da tolerans yok. ayrıca kitapsız yaptıklarında çok haklı, bence empati yapıp kendinizi onun yerine koyarak bir düşünün. maksadım yağcılık değil, gerçekten onun ara sıra stresten hasta olduğunu bile anlıyabiliyorum, o kendisi için bişey yapmıyor yaptığı tek şey insanlara faydalı olabilmek, mistral ve botanical de aynı.
Lütfen oturduğumuz yeri temiz tutalım, bu sitede son günlerdeki gelişen olaylar diğer sitelerde yaşanmamıştır, isterseniz geçmişlerini bi,r araştırın, seviye düşüklüğü isteksizlik yaratıyor, bu tip muhabbetleri sevenler olabilir, ama yeri sanırım burası değil, demokrasilerde çare tükenmiyor, alternatifler çok, gidilir oralarda bu tür ihtiyaçlar giderilir, ama eve girerken ayakkabılar'da paspasa silinmelidir, ayakkabılar'da paspasa silinmelidir, lütfen ayakkabılarımızı paspasa silmeden içeri girmeyelim. Bu bir sansürleme olayı değildir İğrençliğin dayanılmaz cazibesidir
Banane elalemin hassas yerlerinin kıllarının renginden, banane elalemin onu bunu çocuk yapma kıvamına getirmişliğinden, banane içtiği içkiden, esrardan, eroinden. dahada önemlisi banane o kişinin toplum dışılığından, kötüye prim zaten sadece türkün geleneği ve genlerinde gizlidir. Bütün çektikleride bundan değilmidir? işin en acı yönü ise, bunlar kendimizi aydın sandığımız bizlerin aramızda geçmesidir, utancımın yıldönümünü yaşamaktayım. Akıl vermeye çalıştıklarımızın ise bizlere güldüklerinin farkındayım.
Nonagamın'da şu sözüne takılmaktayım.
| QUOTE |
Zaten gelişim rahatlıkla, hatta belki daha bile rahat, faşizan yöntemler ile sağlanabilir de. Bu bir forum için abartılı bir ifade olarak görülebilir, olabilir, lakin faşizmden anlaşılanın tekrar değerlendirilmesini tavsiye ederim o halde.
|
Nonagam!!! bu sözlerinin anlamını en azından bunda ne çıkarım sağlamamız gerektiğini açıklamalısın. Muamma gibi yazılarını çözemeyen insanları'da tercüman parası vermekten kurtarmalısın,
Şimdi birsen hakkındaki son düşüncelerimide aşağıdan okuyabilirsiniz.
Adı Birsen idi, çok sessiz bir kişiliğe sahipti! diğer hemcinsleri gibi çeşitli polemiklere girmezdi! O asil bir kızdı. iyi bir aile terbiyesi aldığı ve sağlam bir karektere sahip olduğu her halinden anlaşılıyordu.
Birsen'de diğer arkadaşları gibi girdiği ilk öss sınavında beklediği başarıyı yakalayamadı. Ama o diğer arkadaşları kadar bile şanslı değildi. Çünki birsen bir daha öss'ye hazırlanamadı. Birsen muhtemelen aile baskıları yüzünden, yine ailesinin kendisine uygun gördüğü biriyle evlendirildi. Şimdi dünyalar güzeli bir çocuğu var. Mutlu olup olmadığını ise ona yaklaşıp hiç bir zaman soramadım. ona hayatı boyunca mutluluklar dilerim.
Çok yorucu ve stresli bir seneden sonra şöyle güneşin altına boylu boyunca uzanabileceğim, önüme renk renk meyvaların geleceği, akşam yemeğinden sonra sabaha kadar vur patlasın çal oynasın dans edebileceğim bir tatil düşlüyordum. Tabi ki sadece düşlemekle kalmıyor içten içe planlar da yapıyorum. fakat ne yazıkki güz geldi bu planlarda suya yattı çünki birsenle ayrılmamız son bahardı.
kitapsiz
22nd October 2008 - 03:14 PM
artik bu konuyu kapatmanin zamani geldi ve geciyor bile.
kemalistcan bir "DUMUR ANI" basligi daha acsin ve bu konuyu kilitleyelim.
sarwalun da zaten geregini yapmis ve o yawsagin MANTIK forumu pis emellerine alet etme amaci ile actigi basligini silmis.
ahlaksizin haddi bildirilmistir.
bundan sonra kendi kulübesinde istedigi kadar havlayabilir.
bizi ilgilendirmez
mistral
22nd October 2008 - 03:19 PM
Mitch, sağol bu yazın için,
Biz bu siteyi kurarken ve adını koyarken de bazı kaygılarımız olmuştu,
sitenin adından ve kadın üye çokluğundan kaynaklanacak...
Gidenin arkasından konuşmak istemiyorum ve kesinlikle onu da kastetmiyorum,
ama biz ne de olsa erkek tarzında bir muhabbete giremeyiz, veya erkeklerin
hoşlanabileceği ki mitch bile hiç hoşuma gitmiyor diyor, ama olabilir
erkeklerin kendi aralarında kurduğu bir muhabbet stilinden anlamayız ve hoşlanmıyoruz da, çünkü o muhabbet stiline katılımımız ve paylaşımımız olamaz...
Sürekli cinsellik üstüne anlatılan hikayeler ve her başlığın cinselliğe
gelip dayanması, bizim forumumuzun açılma amacını baltalar ve engeller... bu konuların olduğu pek çok site var, bizim forumumuz ne çöpçatan forumudur,
ne özgürce argo ve küfürlü konuşma forumudur, ne de porno sayılabilecek
türden maceraların anlatıldığı bir forumdur...
Elbette herkes her türlü paylaşımını yapabilir, ama uygun kelimelerle
bir başkasını rencide etmeden ve genel ahlak kuralları dışına çıkmadan...
nonagam
22nd October 2008 - 03:33 PM
| QUOTE |
Nonagamın'da şu sözüne takılmaktayım.
QUOTE Zaten gelişim rahatlıkla, hatta belki daha bile rahat, faşizan yöntemler ile sağlanabilir de. Bu bir forum için abartılı bir ifade olarak görülebilir, olabilir, lakin faşizmden anlaşılanın tekrar değerlendirilmesini tavsiye ederim o halde.
Nonagam!!! bu sözlerinin anlamını en azından bunda ne çıkarım sağlamamız gerektiğini açıklamalısın. Muamma gibi yazılarını çözemeyen insanları'da tercüman parası vermekten kurtarmalısın, |
Böyle tek başına alınca bana da biraz tuhaf gözüktü...
Zaten demişim, şu halde zatenden önceki cümleyi almalı, boşta kalır yoksa.
"Bu doğru, lakin, değişim yeğlediğim olsa da, temelim değildir; temelim "kişisel karar alma hakkının ve kişisel sahipliğin dokunulmaz olduğu" üzre ve insan ile ilgili sadece felsefe sorunları bu savımdan önceliklidir. Zaten gelişim rahatlıkla, hatta belki daha bile rahat, faşizan yöntemler ile sağlanabilir de. Bu bir forum için abartılı bir ifade olarak görülebilir, olabilir, lakin faşizmden anlaşılanın tekrar değerlendirilmesini tavsiye ederim o halde."
Dediğim, şundan ibaret: herşeyin ortada olmasının asıl etkisi kişisel karar alma ile değil, gelişim ile alakalıdır. Nesneler etkileşirler, ve değişirler, kendilerine uygun geliştikleri (*1) için gelişim de denebilir buna.
Ve marjinal bir örnek, hepi topu: gelişim ve değişim her zaman iyi değildir, herzaman kesinlikle korunmalı değildir, nitekim faşizm bu konuda bildiğim en iyi sistemlerden biridir de, bunun ile birlikte berbat birşeydir.
***
Bu arada, başlık kilitlenecekse biraz bekleyin, mesajları birbirinden ayırmayı öğreneyim ben, iki başlık olsun..
edit:
*1: gelişme değil, değişme o.
mitch
22nd October 2008 - 03:47 PM
Sevgili nonagam! bu sözlerinden hadi sen ben anlaşabiliriz'de anlayamayacak çok kişide çıkabilir. felsefii ve teknik konuşmanı çok seviyorum, senide çok seviyorum, aslında herkesi insan olarak çok seviyorum, ne olur insan olarak anlaşılır telaffuzlarda, ve imalarda bulunabilseler.
Fakat burada senden istediğim iki kelimelik bir açıklma, "faşist değilim" inan bunu yaparsan herkes daha iyi anlayacaktır.
Sitemizin düzeyi bunu kaldırabilecek düzeyde olsada önce anlaşılabilir lik sağlamak zorunluluğumuz olduğunu sanıyorum, diğer konularda istediğin kadar devam et, fakat sanırım bu çok yanlış anlaşılmaya sebep olabilecektir, bilemiyorum benmi çok ince düşünüyorum.
Birazda sana çatmak seni konuşturmak istemiş olmak arzumu kabartmış olabilir, alınmadığın için teşekkür ederim.
Biraz daha ortalığa çıkman gerekir, seni azdaha görmesem zemzem suyu tacirliğine başlamış olarak bulacaktın beni. saygılarımla karşılarım seni.
kitapsiz
22nd October 2008 - 03:47 PM
nonagam,
ben mesajlari ayirmayi biliyorum. ama bu durumda bu baslik anlasilmaz olur.
bence en iyi yöntem, bu basligi samanaliga yollamak ve kemalistcanin yeni bir "dumur ani" basligi acmasidir.
kitapsiz
22nd October 2008 - 04:31 PM
konu kapanmis, baslik kilitlenmistir.